• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Kur'an İncelemeleri

 
Site Menüsü

49Kasas Suresi 29-35





Hatalı Çevrilen Ayetler



Kasas Suresi 29-35






Hatalı Çeviri:
29. Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber yahut ısınmanız için bir ateş parçası getiririm, dedi.
30. Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.
31. Ve «Asânı at!» (denildi). Musa (attığı) asâyı yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. «Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın» (buyuruldu).
32. «Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan (açılan) kollarını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır» (diye seslenildi).
33. Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum.
34. Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum.
35. Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.






Doğru Çeviri:

29.Artık Musa süreyi doldurup yakınlarıyla gece yürüyünce peygamberlik aşamasının dışındayken (henüz elçi yapılmamışken) ateşi; İsrailoğulları’nın perişan halini, onları bu halden kurtarmanın zorluğunu sezdi. Yakınlarına “Siz beklentide olun şüphesiz ben, bir ateş; SIKINTI sezdim. Umarım ki size o SIKINTIDAN bir haber getiririm veya İBRANİLERE DESTEK OLMANIZ, ONLARI ATEŞTEN KURTARMANIZ için o SIKINTIDAN bir parçacık getiririm” dedi.

30-32.Sonra ona vardığında; Bu sıkıntıyı gidermeye karar verdiğinde ağaçtan bolluklu bir toprak parçasının içinde (kendisini bekleyen yüzlerce vahyin içinde) peygamberlik yolunun filizinden; ilk, taze vahylerden olmak üzere kendisine seslenildi: “Ey Musa hiç şüphesiz ki Ben, alemlerin rabbi Allah’ın ta Kendisiyim!” Ve birikimini ortaya at! –Birikimini sanki görünmeyen bir varlık gibi, hareket ettirir görünce de dönüp arkasına bakmadan kaçtı.– Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Kesinlikle sen emniyette olanlardansın. Koynundaki gücünü devreye sok, kusursuz, mükemmelce çıkacaksın. Korkudan kanadını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.”

33,34.Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Şüphesiz ben onlardan bir kişi öldürdüm, şimdi onların beni öldürmelerinden korkuyorum. Kardeşim Hârûn’u da benimle gönder; o, dil bakımından benden daha iyi, güzel ve etkilidir. O nedenle o’nu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Şüphesiz ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”

35.Allah dedi ki: “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve ikiniz için bir güç, iktidar oluşturacağız. Sonra da onlar alâmetlerimiz/göstergelerimiz sebebiyle size erişemeyecekler. Siz ikiniz ve ikinizi izleyenler üstün olanlarsınız.”



Yukarıdaki Âyetlerde görüldüğü gibi, Mûsâ peygamberin kendi ailesi ve yakınları ile birlikte Medyen’den ayrılması hayatındaki yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Bu Âyet grubu, bundan önce inen Sûrelerde daha detaylı olarak aktarılmış olan olayların kısa bir hatırlatması mahiyetindedir. Bu Âyetlerden anlaşıldığına göre, Medyen’den yola çıkan ve aralarında Mûsâ peygamberin kardeşi Hârûn’un da bulunduğu kafile, (Kitab-ı Mukaddes’e göre kafilede Mûsâ peygamberin kayınpederi de vardır;) Mısır’a doğru gitmektedir. Çünkü Mûsâ peygamberin ilk vahiy aldığı yer olan Tûr Dağı, Medyen’den Mısır’a giden yol üzerindedir.

Mûsâ peygamberin hayatının bu döneminde başından geçen olaylar, Kitab-ı Mukaddes’te bu Âyet grubundakinden farklı bir sırada yer almaktadır:

Mûsâ kayınbabası Yitro’nun yanına döndü. Ona, “İzin ver, Mısır’daki soydaşlarımın yanına döneyim Bakayım, hâlâ yaşıyorlar mı ?” dedi, Yitro, ” Esenlikle git” diye karşılık verdi.[11]

Mûsâ’nın kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro, Tanrı’nın Mûsâ ve halkı İsrâîl için yaptığı her şeyi, RAB’bin İsrâilliler’i Mısır’dan nasıl çıkardığını duydu. Mûsâ’nın kendisine göndermiş olduğu karısı Sippora’yı ve iki oğlunu yanına aldı. Mûsâ, “Garibim bu yabancı diyarda” diyerek oğullarından birine Gerşom adını vermişti. Sonra, “Babamın Tanrısı bana yardım etti, beni Firavun’un kılıcından esirgedi” diyerek öbürüne de Eliezer adını koymuştu. Yitro Mûsâ’nın karısı ve oğullarıyla birlikte Tanrı Dağı’na, Mûsâ’nın konakladığı çöle geldi. Mûsâ’ya şu haberi gönderdi: “Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz .”Mûsâ kayınbabasını karşılamaya çıktı, önünde eğilip onu öptü. Birbirinin hatırını sorup çadıra girdiler. Mûsâ İsrâilliler uğruna RABB’in Firavun’la Mısırlılara bütün yaptıklarını, yolda çektikleri sıkıntıları, RABB’in kendilerini nasıl kurtardığını kayınbabasına bir bir anlattı.[12]

Mûsâ kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro’nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı’nın dağına, Horev’e vardı.[13]

Mûsâ kayınbabası Yitro’nun yanına döndü. Ona, “İzin ver, Mısır’daki soydaşlarımın yanına döneyim” dedi, “Bakayım, hâlâ yaşıyorlar mı?” Yitro, “Esenlikle git” diye karşılık verdi.[14]

Ayrıca Kitab-ı Mukaddes ve Talmud’a göre, Mûsâ peygamberin evinde yetiştiği Firavun, o Medyen’de iken ölmüş ve yerine başkası geçmiştir.

29. Âyette, Medyen’den ayrılışın belirlenen sürenin tamamlanmasını takiben olduğu bildirilmiş ancak bu sürenin Mûsâ peygamber ile kayınpederi arasında konuşulmuş sürelerden hangisi olduğu [sekiz sene mi, on sene mi olduğu] bildirilmemiştir. Bu konuda rivâyet mekanizması yine boş durmamış ve süre kimine göre 10 sene, kimine göre 10+10 sene olmuş, kimine göre de peygamberimiz bunu Cebrâîl’e sormuş, Cebrâîl de on yılı tamamladığını haber vermiştir. (!)

Bu âyetlerde, Mûsâ’ya verilen ve Furkan sûresi’nde konu edilen iki âyet farklı ifadelerle açıklanmaktadır. Burada mecâzî ifadeler söz konusu iken, Furkân sûresi’nde hakikat anlamlarıyla ifade edilmiştir:

35.Ve andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik, kardeşi Hârûn’u da o’nunla birlikte yardımcı, destekçi verdik.

36.Sonra da, “Haydi âyetlerimizi yalanlayan o topluma gidin!” dedik. Sonunda da onları parçalayıp yok ettik. (Furkân/35-36)

Meryem/52’de Ayetteki Turr, Tavr, eymen, Canib; Ta Ha 12-13/te de Raa (görmek), Nar (ateş) Anese (hissetmek) Müks (beklentide olmak) sözcükleriyle ilgili ayrıntılı açıklamamız olmuştu. Burada da bazı sözcükleri incelemeye alıyoruz.


تَصْطَلُونَ Tastalun

Musa’nın gördüğü, hissettiği nar (ateş) bildiğimiz fiziki ateş, Musa ısınmak için ateş aramak için yakınlarından ayrıldığı anlayışına göre ayetlerdeki (Kasas/29 ve Neml/7) “ تَصْطَلُونَ tastalune” ifadeleri tabii ki ateşe yaslanmak anlamındaki “صلى sly” kökünden (İftial Babından olup uyum anlamı içermektedir) kabul edilip Musa’nın ısınma peşinde olduğu ve ateş ararken vahye muhatap olduğu şeklinde açıklanmaktadır.


Ayetlerdeki “nar (ateş)” fiziki ateş olmayınca “تَصْطَلُونَ tastalüne” sözcüklerini desteklemek anlamındaki “ ص ل و s l v” kökünden kabul edip, bilakis Musa’nın çabasının, kendi soyu olan İbranilere; israiloğullarına destek verme; onları kölelikten kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılacaktır.



شَاطِئِ Şatıi

“ شَاطِئِ Şatıi” sözcüğü “ağaçların, bitkilerin filizi” demektir. Ki Feth/29’da “شطئه şet’ ehü” şekliyle yer alır.

Ağaçtan bir filiz.

Bu ifade yapılan ilk taze vahyleri ifade ederken bir de Kur’an’da yer alan “Ruh üfürülmes”inin ve Ruh’tan (vahy’den) az bir miktar verilmesinin başka bir ifadesidir.

Daha evvel “Ruh üfürülmesi” ifadesiyle kastedilenin Âdem’e ve Meryem’e verilen bilginin ancak koklatma düzeyinde olduğunu açıklamıştık. Bunun kanıtı ise İsra suresinin 85. ayetidir. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bize ulaşan vahylerin koklatma düzeyindeki azlığı, Rabbimizin sonsuz bilgisine nispetledir. Yüce Allah’ın sonsuz bilgisi ve bilgeliği Kur’an’da pek çok ayette vurgulanmaktadır:

109De ki: “Rabbimin sözleri için, deniz mürekkep olsa Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenirdi, hatta bir o kadarını daha getirsek bile.”(Kehf/ 109)


27Ve eğer, şüphesiz yeryüzünde ağaçtan ne varsa kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz katılarak onun mürekkebi olsa, Allah’ın sözleri tükenmezdi. Şüphe yok ki Allah en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/ mutlak galip olandır, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/ sağlam yapandır. (Lokman/ 27)


Allah’ın ilmi böylesine sonsuz olunca, O’nun tüm peygamberlerine gönderdiği vahiy bilgilerinin toplamı da ancak bir koklatmadan [üfürmeden] ve bir filizden ibaret olacaktır.



وادى “VADİ”

Ta Ha/ 12’de şeklinde yer almış ve orada “mukaddes vadi”nin peygamberlik yolu olduğunu açıklamıştık. İfade, burada “ الوادى الأيمن Vadi-i eymen (En kutlu, vadi)” olarak yer aldı. Ki zaten iki ayet birlikte dikkate alındığında vadi ifadelerinin PEYGAMBERLİK YOLU olduğu anlaşılır.



بقعة Buk’a

Ayette yer alan “ بقعة Buk’a” normalde “beyaz ve siyah renklerden oluşan, ala renkli toprak parçası” demektir. (Lügatlar) Burada “buk’a (ağaç açısından çok bereketli bir toprak parçası; bir nevi orman” olarak yer almıştır.


Burada uzun ve bereketli geçecek peygamberlik hayatı ve Allah’ın bitmez tükenmez kelâmı konu edilmektedir. Musa’ya verilen vahylerin, Allah’ın bitmez- tükenmez kelamından elçilik yolunda sadece bir filizden ibaret olduğu kinaye yoluyla açıklanmaktadır.

Burada da, –Neml/10’da olduğu gibi– Mûsâ’nın görevden kaçmaya çalıştığı ve uyarıldığı görülmektedir.

30. âyeti sağlıklı anlayabilmemiz için ayetteki bazı ifadelerin öz anlamlarını ve bazı teknik bilgileri dikkate almamız gerekiyor.

Bu açıklamalardan çıkan sonuca göre ayetin meali şöyledir:

30-32 Sonra ona vardığında; Bu sıkıntıyı gidermeye karar verdiğinde ağaçtan bolluklu bir toprak parçasının içinde (kendisini bekleyen yüzlerce vahyin içinde) peygamberlik yolunun filizinden; ilk, taze vahylerden olmak üzere kendisine seslenildi: “Ey Musa hiç şüphesiz ki Ben, alemlerin rabbi Allah’ın ta Kendisiyim!” Ve birikimini ortaya at! –Birikimini sanki görünmeyen bir varlık gibi, hareket ettirir görünce de dönüp arkasına bakmadan kaçtı.– Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Kesinlikle sen emniyette olanlardansın. Koynundaki gücünü devreye sok, kusursuz, mükemmelce çıkacaksın. Yeninden kanadını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır” diye seslenildi.

35. Âyette Allah’ın Mûsâ peygambere Seni kardeşinle destekleyeceğiz demesi, Mûsâ peygamberin talebi üzerinedir. Mûsâ peygamberin talebi ve bu talebin Allah tarafından kabul edilmesi, kusurunun giderilmesi başka Âyetlerde de geçmektedir:

25.Mûsâ: “Rabbim! 33.Seni tüm noksanlıklardan çok arındırmamız 34.ve Seni çok çok anmamız için 25.göğsümü aç, 26.işimi bana kolaylaştır. 27.Dilimden de düğümü çöz 28.ki sözümü iyi anlasınlar. 29.Ve ehlimden; 30.kardeşim Hârûn’u 29.benim için bir vezir kıl, 31.o’nunla arkamı kuvvetlendir. 32.İşimde o’nu bana ortak et. 35.Şüphe yok ki Sen bizi görüp duruyorsun” 20dedi.

36.Allah: “Ey Mûsâ! İstediğin sana verildi.” dedi.(Tâ-Hâ/ 25–36)

52.Biz o’na en uğurlu Tûr’un yan tarafından seslendik ve o’nu özel bir konuşmada bulunmak üzere yaklaştırdık. 53.Ve rahmetimizden o’na, kardeşi Hârûn’u bir peygamber olarak ihsan eyledik.(Meryem/ 53)

35. Âyetin sonunda yer alan Siz ikiniz ve size tabi olanlar üstün olanlarsınız ifadesinde haber verilen galibiyet ile ya o şartlar altında Mûsâ peygambere verilen hüccet ve delillerin sağlayacağı bir galibiyet ya da başka bir zamanda gerçekleşecek bir devlet galibiyeti kastedilmiştir. Bizim görüşümüze göre birinci şık Âyetin lâfzına daha yakındır.

Yüce Allah, Mûsâ peygambere verdiği destek ve güvenceyi bütün elçilerine vermiş, onları daima korumuş ve muzaffer kılmıştır. Şüphesiz ki, elçilerin izinde yürüyenleri de koruyacaktır:

69.Ey iman etmiş kişiler! Sizler Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. İşte, Allah Mûsâ’yı, eziyet edenlerin söylediklerinden temize çıkardı. Ve o, Allah katında mevki sahibi/değerli biri idi.(Ahzâb/ 69)

67.Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Ve eğer bunu yapmazsan, o zaman O’nun verdiği elçilik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah da seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz Allah, kâfirler; Kendisinin ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler toplumuna kılavuzluk etmez.(Mâide/ 67)

21.Allah: “Elbette, Ben ve elçilerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olandır.(Mücadile/ 21)

Ve Mü’min/ 51, Sâffât/ 171–173.

Bu âyetlerde, Mûsâ’nın kusuru ve kusurunun nasıl giderildiği açıklanmaktadır.*




*İşte Kuran, Kasas Suresi









Yorumlar - Yorum Yaz
Site Haritası
Takvim