• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Kur'an İncelemeleri

 
Site Menüsü

Nuh Tufanı ve Nuh Peygamber






ÖZET:


Makalede; Durupınar Sitede bulunan Nuh’un Gemisi ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar hakkında bilgi verilmiş, sitede yürütülen arkeolojik çalışmalardan elde edilen bulgular paylaşılmıştır.

Nuh’un Gemisinin yüzüp yüzemeyeceği ve hayvanları taşıyıp taşıyamayacağı konusunda yürütülen bilimsel çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Nuh’un gemisinde taşınan hayvan çiftleri hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir.

Kur’an’da, Nuh peygamberin birden fazla gemi yapması konusu analiz edilmiştir. Durupınar Site’de bulunan kütlenin Nuh’un Gemisi olduğuna dair ileri sürülen kanıtlar paylaşılmıştır

Karadenizde gerçekleşen büyük tufan konusunda yapılan bilimsel çalışmalar aktarılmıştır. Tufanın yaşandığı dönem hakkında bilgi verilerek, Nuh Tufanın, insanlık üzerine etkisi konusuna değinilmiştir.





NUH TUFANI VE NUH PEYGAMBER

Kur’an da Nuh peygamber ile ilgili pek çok surede ayrıntılı bilgiler yer almaktadır. Kur’an’ın verdiği haberlerin hakk/gerçek olduğuna bir kanıt da Nuh kıssasıdır. Nuh kıssası evrensel ilkeler içermektir.

Nuh peygamberin toplumuna elçi olarak gönderildiğini Kur’an’dan öğreniyoruz. Nuh peygamber, Allah’a ortak koşmamaları konusunda toplumunu uyarmıştır. Buna rağmen toplumu, Allah’ın ayetlerini yalanlayıp şirk koşmakta ısrar etmiştir. Daha sonra o toplum tufanda boğulup yok olmuştur. Allah, Nuh peygamberi ve mü’minleri kurtarmıştır. Allah’tan aldığı vahiy gereği Nuh peygamber ve müminler, gemiler yaparak tufandan korunmuşlardır.

76.Ve Nûh’u; hani o daha önce nida etmişti de Biz de o’na cevap vermiştik. Sonra da Biz kendisini ve ailesini, yakınlarını, inananlarını büyük sıkıntıdan kurtardık.
77.Ve âyetlerimizi yalanlayan toplumuna karşı o’na yardım ettik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdular da Biz onları topluca suda boğduk. (Enbiya 76-77)

11,12.Şüphesiz Biz, onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye sular kabarınca sizi gemide Biz taşıdık. (Hakkah 11-12)

14.Ve andolsun ki Biz, Nûh’u kendi toplumuna elçi gönderdik de, içlerinde elli yılı sıkıntısız nice uzun sıkıntılı seneler kaldı. Sonunda, onlar şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına işlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
15.Böylece Biz, o’nu ve gemi halkını kurtardık ve gemiyi/ cezayı/ kurtuluşu âlemlere bir alâmet/gösterge yaptık. (Ankebut 14-15)


Nuh Peygamber Birden Fazla Gemi Yapmıştır

Öncelikle, halk arasında doğru olarak bilinen bir yanlışı düzelterek konuya giriş yapalım. Nuh peygamberin tufandan korunmak için bir gemi yaptığı bilinir. Kur’an meallerinin çoğunda da Nuh peygamberin hep bir gemi yaptığı yazılıdır.

Kur’an, Nuh peygamberin yaptığı gemi için bazen; sefine, fülk, büyük gemi, cariye, zati elvahin ve düsür (çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemi) gibi farklı sözcükler kullanır.

Nuh kıssasında gemi anlamında kullanılan kelimelerin geçtiği ayetler:
Cariye:               Hakkah/11
Zati elvahin:       Kamer/13
Düsür:                Kamer/13
Sefine:                Ankebut/15
Fülk:                  Araf/64, Şuara/19, Yunus/73, Hud/37-38, Müminun/27, Yasin/41

Konunun iyi anlaşılabilmesi için “Fülk” sözcüğünün tahlilinin yapılması gerekiyor. Bu konuda, Hakkı YILMAZ’ın “Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar” kitabındaki Fülk maddesinden alıntı yapıyoruz:



الفلك
FÜLK
Lisanü'l Arab'da açıklandığına göre “فلك Fülk" sözcüğü, “برد Bürd, حرج Hurc, حمر Humr ve صفر Sufr” sözcükleri gibi "اسم مكسر ism-i mükesser (kırık; kalıbı, kural dışı olan isim)" bir sözcüktür. Telkili ve çoğulu aynı kalıpla gelmektedir. Bu sözcüğün tekil veya çoğul anlamda oluşu cümle içindeki kullanımlarından fark edilmektedir.

Sözcüğün fiili (yüklemi) müzekker, tekil bir sözcük olursa, " فلك fülk” sözcüğü orada tekildir. Saffat/ 140'daki “ الفلك المشحون elfülkil meşhun" gibi.

Ya Sin/41 ve Şuara/119'daki “ الفلك المشحون el fülkül meşhun" ifadeleri de Nuh peygamberin gemilerini işaret etmektedir. Bu ayetlerde, " فلك fülk” sözcüğünü çoğul alabilmemiz için ayetteki “المشحون el meşhun" sözcüğü, müennes kalıbıyla “المشحونة elmeşhuneti" şeklinde olmalıydı. Bizim kanaatimize göre buradaki "müennes tâ (ة)"sı ayetin sonunda olduğundan Seci' (kafiye) için; fonotik gerekçeler ile düşmüştür. Kur'an'da bunun yüzlerce örneği vardır.

Sözcük, cümlede çoğul sıfat alarak veya yüklemi müennes olarak gelirse sözcük çoğuldur. Arapçada “ كل جمع مءنث küllü cem'in müennesin" (Tüm çoğul sözcükler müennestir) kuralı vardır.

" فلك fülk” sözcüğü Kur'an'da 23 yerde geçer: Bakara/164, A'raf/64, Yunus/22, 73, Hud/37, Nahl/ 14, İsra/66, Hacc/65, Mü'minun/22, 27, 28, Şuara/119, Ankebut/65, Rum/46, Lokman/31, Fatır/12, Ya Sin/ 41, Saffat/140, Mü'min/80, Zuhruf/12 ve Casiye/12.

Nahl/14 ve Fatır/12'de " فلك fülk” kelimesi, çoğul olarak “مواخر mevahıre" sıfatı ile gelmiştir. Ki buralarda anlam, "gemiler"dir.

Hud suresinde Nuh peygamberi konu alan ayetlerde (37-42) " فلك fülk” sözcüğüne yüklem olan filler ve zamirler nıüennes olarak; “فيها fiha, مجريها mecraha, مرسيها mürsaha, هى hiye, تجرى tecriy" şeklinde yer almıştır.

Bakara/164 ( تجرى tecri), Yunus/22 جرين cereyne), İbrahim/32 (لتجرى litecriye), Hacc/65 (تجرى tecri), Müminun/27 (فاسلك فيها feslük fiha), Rum/46 (لتجرى litecriye), Lokman/31 (تجرى tecri), Casiye/12 (لتجرى litecriye)" şeklinde müennes olarak gelmiştir. Bunların hepsi çoğuldur; buralardaki "فلك fülk” sözcüklerinin anlamı, "gemiler" demektir.

Netice olarak diyebiliriz ki; Nûh peygamber, tek gemi yapmamış, en az üç tane yapmış ve onlara yakınlarını ve çiftliğindeki hayvanları bindirmiştir. (1)



Kur’an bize, Nuh peygamberin en az üç gemi yaptığını bildiriyor. Konu hakkında yapılacak çalışmalarda bu noktanın mutlaka göz önüne alınması gerekiyor.

Kur’an’ın dikkat çektiği noktalarda bilimsel çalışmalar yapılırsa; o konu ile ilgili mutlaka ya bir yasaya veya bir kanıta veyahut bir ibrete-öğüte ulaşırız. Bu durum, Kur’an kıssalarında sık sık karşımıza çıkmaktadır. Nuh kıssasında da bilimsel verilere ve arkeolojik kanıtlara başvurduğumuzda, her iki kaynaktan gelen bilgilerin Kur’an ayetleri ile birebir uyum içinde olduğu görülür. Böylece, Nuh Tufanı hakkında doğru bilgilere ulaşabiliriz.

Bilimsel veriler ışığında Nuh Tufanı hakkında bilgi verdikten sonra arkeolojik kanıtlar ortaya konulacaktır.



Nuh’un Gemisi Keşfediliyor
Ağrı İli Doğubayazıt İlçesi Üzengili Köyü yakınlarında 1948 ve 1949 yılında meydana gelen depremle beraber heyelan oldu. Heyelan sonrasında bölgede gemi formu ortaya çıkmıştır. 1959 yılında bölgenin harita fotografları üzerinde çalışan Harita Yüzbaşı İlhan Durupınar tarafından tespit etmiştir. Bu nedenle bölge, Durupınar Site olarak adlandırılmıştır. Gemi formunun bulunduğu bu yer; Büyük Ağrı Dağı zirvesinin 29 km güneyinde, Tendürek Dağı eteklerinde, deniz seviyesinden 1.966 ila 2.004 metre yüksektedir.

Nuh’un Gemisi ilk olarak, Durupınar Site’nin 2 km yukarısındaki yükseltiye oturmuştur. Heyelan nedeniyle zamanla şimdiki bulunduğu yere kaymıştır. Binlerce yıl içerisinde lav ve çamur tabakası altında kalan gemi formu bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. (Resim-1)

Geminin indiği yer, Kitab-ı Mukaddes’te Naxuan olarak anılır. Tendürek dağında Nuh’un gemisinin yakınlarındaki yerleşim yeri ve çevresi, Nuh Tufanını anımsatan isimlerle doludur. Bunlardan bazıları;

Ziyaret Dağı, Kazan Köyü (Mahşer, Kıyamet, Diriliş, Arzap, Sağlıksuyu – hepsi aynı köyün değişik isimleridir ve Antik Nauxan kenti yakınındadır.), Nasar (Kurban-Fedakâr), Yiğityatağı, Kargakonmaz (Kitab-ı Mukaddes’teki gemiden gönderilen kargaya atıf var), Kazan köyü gibi isimlerle anılır. (Resim 2)


Kitab-ı Mukaddes’teki Gemi Ölçüleri
Durupınar Sitedeki kütlenin ölçüleri, Kitab-ı Mukaddes’teki geminin ölçülerine çok yakındır:
510 feet       (155,45 metre)     uzunluğunda,
160 feet         (48,77 metre)     genişliğinde,
  30 feet           (9,15 metre)     yüksekliğindedir.





1. KÜTLE ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR


A- SİSMİK ARAŞTIRMALAR VE YER ALTI RADAR (GPR) ÇALIŞMALARI

Durupınar Site’de bulunan gemi kütlesinde kaçak kazıların yapılması ve numune arayışı nedeniyle her geçen gün tahribat artmaktadır. Bu nedenle arkeolojik kazı çalışmasının yapılmasına uygun değildir. 1985 yılında kütlenin ölçüleri; 155-160 metre uzunluğunda, genişliği 50 metre, derinliği ise tahminen 13 metre tespit edilmişti. Günümüzde tahribat nedeniyle kütle daha da küçülmüştür. (2)

Durupınar Sitede bulunan gemi formu üzerinde 1982 yılından beri pek çok çalışma yapılmıştır. Çalışmaların en önemlileri şunlardır:

a- 1982 Yılı
David Fasold, Durupınar Site’de radar ekipmanı ve frekans jenaratörü ile kütlenin iç metal dokusunu araştırdı. Fasold ve ekibi cihazlarla yapılan ölçümlerde düzenli bir iç yapının olduğunu, oluşumun uzunluğunun Nuh’un Gemisi’nin ölçülerine yakın olduğunu bildirdi.

b- 1985 Yılı
Atatürk Üniversitesinden Doç. Salih Bayraktutan’ın başkanlığında bir çalışma başlatılmıştır. Türk heyetine Amerikalı Dr. John Baumgardner de katıldı. Kütlenin Yer Altı Radar (GRP) çalışması yapılmış, Gravite ve Magnetik alınmış, Sismik Profiller ve Signal Generatörü ile gemi formunun yüzeyi taranmıştır. Bayraktutan, her üç metrede bir sinyal aldıklarını ifade ediyor. Kütlenin dışından yapılan ölçümlerden sinyal gelmediğini bildirdi. (3)


c- 1985 Yılı
RAPOR

NUH TUFANI VE NUH'UN GEMISI
Nuh’un Gemisi konusundaki araştırmalar birkaç asır öncesinden başlamıştır, günümüzde devam etmektedir. Çoğunlukla radikal hristiyanların yaptıkları araştırmalar Ağrı Dağı üzerinde gemiye ait herhangi bir nesne bulunmasını amaçlamıştır. Bir çok araştırmacı (özellikle fundamental hristiyanlar) gerçek bir delil bulamayınca, sırf incilde Mount Ararat'ın üstüne oturdu ibaresinin doğruluğu (ve diğer kitapların yanlışlığını) ispatlamış olmak gibi bir amacın etkisinde, sahte-deliller hazırlamış, dağın üstüne (4.200 m kadar) çıkartmışlar, resimlerini çekmiş dünyaya gemiye ait odun parçası bulundu şeklinde sunmuşlardır.

Ağrı Dağında Nuh'un Gemisini arayanlann bugüne kadar elde ettikleri hiçbir fiziksel nesne yoktur. Geminin dağın üzerine oturduğu ve dağda bulunduğu hususunda mevcut veriler tamamen söylenti ve dağa çıkmış birkaç kişinin yaptığı doğruluğu şüpheli açıklamalardan ibarettir. Hatta ağaç parçası bulunduğu iddiası ve çekilen fotoğraflardaki kütüklerin, oraya taşındığı sonradan anlaşılmıştır. Dağda yapılmış olan araştırmalarda yalancı-veri hazırlama gayretleri vardır. Geminin buzulların tabanında kaldığı, bu nedenle erişilemediği iddia edilmektedir. Buzulların maksimum erime göstereceği, bölgenin normal üstünde sıcaklık altında kalacağı bir zamanda ortaya çıkacağı iddia edilınektedir. Bu günkü durum budur.

Nuh'un Gemisi araştırmaları Ağrı Dağı dışında ikinci bir yerde 1983 yılından beri devam etmektedir. Burası Doğubayazıt doğusunda Telçeker güneyinde (3 km) Üzengili köyü yakınlarındaki heyelan sahasıdır. Burada heyelan ortasında gemi-biçimli bir kütle 1949 yılında meydana gelen yerel bir deprem sonucu ilk olarak ortaya çıkmıştır. Başlangıçta bu kütlenin çevresindeki araziden yüksekliği birkaç metredir ve hiç kimsenin dikkatini çekmemiştir. Zaman içinde, çevresindeki çamurlu malzemenin kuzeye doğru yamaç aşağı akması nedeniyle kenar duvarlann yüksekliği artmış ve günümüzde mevcut durumuna kavuşmuştur.

Üzengili Heyelanı ortasındaki gemi-biçimli kütle tabii olarak ortaya çekmiştir. Bir doğal anıt (peri bacaları gibi) niteliğindedir. Bu yer ilk defa İlhan Durupınar isimli bir Türk Pilotunun keşif uçusu sırasında 1959 da çektiği hava fotoğraflarında fark edilmiştir. Bu nedenle Durupınar Site olarak dünya literatürüne geçmiştir. Time ve Hayat mecmualarında bu resim yayınlanmıştır. Bu kütle ilk defa 1960 da ve daha sonra 1973 de yabancı araştırmacılar tarafından incelenmiştir. Hatta 1960 daki incelemede, kütlenin güney ucu yakınlarında ve her iki tarafta, dinamit kullanılarak tahribat yapılmıştır. Bu iki inceleme sonunda, kütlenin tabii olarak meydana gelmiş Nuh'un Gemisi boyutlarında bir jeolojik oluşum olduğu kabul edilmiştir.

Daha sonra 1983 / 1984 de bu kütle yeniden gündeme gelmiştir. Jim Irwin, John Christiansen, Marvin Steffins, Dick Bright ve Ron Wyatt dan oluşan bir ekip burada kısa bir inceleme yapmıştır. Bu grup ikiye bölünmüş M. Steffins ve R. Wyatt Durupınar site gemi-biçimli kütle üzerinde çalışmayı, diğerleri ise Ağrı Dağı üzerinde araştırmayı tercih etmiştir. Aynı zamanda Dr. John Morris ve Doris Bowers da bu kütleyi incelediler.

Bu sırada M.Steffin Ankara'da basına Üzengili de (Durupınar site) N.G.nin bulunduğunu açıkladı. Bu açıklama eş zamanlı olarak R. Wyatt tarafından ABD de yapıldı. Bu tarihten başlamak üzere Ron Wyatt bu kütlenin üzerindeki çalışmalarını artırdı. Yine bu günlerde David Fasold da aynı kütle üzerinde çalışmaya başladı.

1985 de kalabalık bir ABD grubunun yapmakta olduğu araştırma, olağan üstü hal nedeniyle dikkatle izlenmiş ve durdurulmuştur. Bu tarihte Atatürk Üniversitesi adına hazırlanan ekip Dr. Salih Bayraktutan başkanlığında bu kütle üzerindeki araştırmasına başlamıştır. Böylece ilk defa Türk bilim kuruluşu bu konuya ilgi göstermiş ve resmi bilimsel araştırma başlatmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda ABD den Los Alamos N.Lab.dan DR. John Baumgardner grubu ile işbirliği yapılarak bu kütle üzerinde ayrıntılı araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada GPR (yer altı radarı), gravite-magnetik profil alımı, sismik profiller ve signal generatörü ile kütle yüzeyi taranmıştır. Elde edilen sonuçlar elde verilen raporda özetlenmiştir.

Durupınar Site:

Üzengili köyü doğusunda, güneyde Zindo Kayalıklarından başlayan kuzeye doğru 4,5 km uzunluğunda akan bir heyelanın içinde ortaya çıkmıştır. Bu kütle heyelanın üst kodlarından aşağıya kaymış ve şimdi bulunduğu yerde, dar bir kanalın girişinde durmuştur.

Boyutları (510 feet uzunluk, 160 feet genişlik, 30 feet yükseklik) tevrat-incil deki rakamlara çok yakındır.
Kütlede simetri var. Biçim olarak hidrodinamik geometriye sahip.
Ortasında kaya mostrası mevcut. Bu kaya ile birlikte kütle çamur akıntısı içinde aşağıya (kuzeye) kaymaktadır.
Radar ve diğer cihazlardan elde edilen verilerden içerisinde eşit aralıklı (315 - 320 cm) signaller veren killi malzeme mevcut. Taban yüzeyi birçok yerde çift-katlı, çok basık v-biçimlidir.

Daha sonra 1986/87 de yapılan üç adet sondajdan, basınçlı su kullanılması ve noktaların tahmini seçilmesi nedeniyle, doğru örnekler alınamadı. Özellikle ince fraksiyon su tarafından yıkandığından, kaba fraksiyon örnek tüplerinde kaldı. Dolayısıyla yeniden havalı sondaj sistemi kullanılarak örnekleme yapılmalıdır.

Alınan örneklerde birkaç noktada demirce zengin (limonit) malzeme görülmüştür. Ancak bunların insan yapısı malzeme olup olmadığı şüphelidir. Doku ve biçim bakımından incelenmedi. İnsan yapısı her hangi bir cisim bulunamadı.

1987 de Kültür Bakanlığı, Atatürk Üniversitesi, Ağrı Valiliği, Doğubayazıt Kaymakamlığı, MTA Genel Müdürlüğü ilgililerinden oluşan bir heyet, bu kütle ve çevrisinde yerinde yaptığı bir keşif sonucu, bu kütlenin Nuh Tufanı ve Nuh gemisi anısına doğal anıt olarak birinci dereceden, çevresinde 150 m genişliğindeki sahanın ikinci dereceden ve belirlenen 4 nokta içinde kalan sahanın üçüncü dereceden korunması gerektiği bir tutanakla tesbit edilmiştir. Bu belge ilgili mercilere gönderilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından sit alanı olarak kabul edilmiştir. Ancak bölge o zamandan beri turizme ve halka açıktır. Her hangi bir koruma uygulamada yoktur. Kütle hem yerli hem de yabancı ziyaretçiler tarafından, üzerinde gezme, eşeleme, hayvan otlatılması, toprak ve kaya örneklerinin alınması gibi etkilerle yavaş yavaş tahrip edilmektedir.

Bu kütle hakkında ilk kitap Ron Wyatt ve ikinci önemli kitap David Fasold tarafından yazıldı. Daha sonra Avusturalya dan Johnatan Gray, ABD den J. Baumgardner ve M.S.Bayraktutan tarafından proje sonuçlarını içeren teknik rapor yazıldı.

Bu kütlenin ve yakın çevresinin bilimsel olarak değişik disiplinlerde incelenmesi henüz tamamlanmış değildir. 1985 de hazırlanmış olan proje ABD tarafının çekilmesi ile yarım kalmıştır. Ben maddi kaynak temin etmem halinde projeyi tamamlayacağım.
Projenin ana bölümleri, sadece Durupınar Site değil, bütün Ağrı Dağı ve yakın çevresinin eski-iklim ve coğrafya değişimini (son 2 milyon yıl içindeki) ortaya çıkartmak, volkanik, sedimanter, morfoloji yapısal evrimini aydınlatmaktır. Bu konudaki girişimler devam etmektedir.

Ağrı Dağı Odaklı Araştırmalar:
Bu dağın üstünde geminin bulunması fikrinin temelinde İncil ve Tevrat’taki ifadeler vardır. Hz. İsadan 500 yıl öncesine dayanan kayıtlar bilinmektedir. Babillerin Gılgamış destanında ayrıntılı işlenmiştir.
Berosus 275 yıl MÖ, eski Yunanca
Hieronymus 30 yıl MÖ, eski Mısır tarihçisi
Nicholas (Şamlı) 30 yıl MÖ
Josephus 75 yıl MS, Roma tarihçisi
Theophilos 180 yıl MS, Suriyeli din adamı
Eusebius 3 üncü yüzyıl, din adamı
Faustos 4 üncü yüzyıl, Bizans din adamı
Epiphianus, 4 ncü yüzyıl, Suriyeli tarihçi
Perchitta, 400 yıl MS
Isidore (Sevilla) 6-7 nci yüzyıl
KUR’AN 7 nci yüzyıl, MS. Cudi' ye oturdu (dağına değil)
Eutychius 9 uncu yüzyıl, MS. Mısırlı papaz. Gemi Musul kuzeyindeki Cudi dağında
Al Masoudi 10 ncu yüzyıl MS. Cudi dağında, Dicle nin 30 mil kuzeyinde
Ibni Hawqal 10 ncu yüzyıl MS. Nusaybin yakınlarında Cudi bölgesinde.
Benjamin (Tuleda'lı) 12 nci yüzyıl MS. Gemi Dicle nehri yakınlarında Cezire bin Ömer isimli mevkide, bir adada idi. Hz. Ömer gemiyi söktü bir mescit inşa ettirdi.
William of Ruhruck. 1254, Naxuan yakınlarında iki dağın büyüğü üstünde
Vincent, 13 ncü yüzyıl MS,
Ibni al Mid. 13 ncü yüzyıl MS,
Zekeriya bin Muhammed, 13 ncü yüzyıl MS, Geminin odunlarından tapınak yapıldığını...
Odoric, 1289-1330 MS. Kuzey İtalya
Jordanus 1221- 1330, Fransız misyoner (Hindistan’a giderken..)
Marko Polo, 14 üncü yüzyıl.
Pegolotti, 1340 MS, Italyan tüccar
J. Madeville 1372
Gonzales (Clavijo nun) 1412
Adam Olearius 1647 .. Sefirlerin Seyehatı isimli eserinde
Pierre Daniel Huet 1722 Iranda Alvand dağında olduğunu ileri
Dr.J.Friedrich Parrot 1829 Ağrı zirvesini ilk tırmanan batılı
Karl Behrens 1835 A. Dağı zirvesini tırmandı
Büyük deprem 1840 (20 haziran) Abora köyü ve Yakop Manastır tahrip oldu. 2000 kişi öldü.
Herman v. Abich 1845 zirveye tırmandı.
Rus albay Khodzko 1850 dağda askerlere arama yaptırdı
Robert Stuart 1856 lngiliz komutan (4 dağcı ile) zirveye erişti, kürtler arasında sansasyon yaptı.
Haci Yearam (Ermeni) 1856 dağa tırmandı.
James Bryce 1876 da dağa tırmandı. 'Transcaucasian and Ararat' kitabını yazdı.
Deprem 2 Mayıs 1883 köyler yıkıldı.
Kaptan Gascoyne 1883, Buzulun dışına geminin uzantısı çıkmış.
J.Joseph Nouri 1887 Nisan da zirveye tırmandı.
E. de Markoff 1888 Rus, dağa tırmandı
H.F.B. Lynch 1893 zirveye tırmandı. (Ingiliz tüccar)
Jacop Chuchiyan 1890. dağa tırmanmış, gemiyi görmüş...?
G. Hagopiyan ve amcası. 1900-1906. 10 ve 12 yaşlarında 2 defa tırmanmış gemiyi görmüş..?
Türk askerleri 1916 da, Bağdad dan dönerken zirveye tırmanıyorlar.
Vladimir Roskovitski, 1916-17. Ağrı dağı özel tırmanışı. Çar II destekli.
Hardwicke Knight 1936, Y.Zeland lı arkeolojist.
Ed Davis 1943.
Vince Will 1943-45, II Dünya savaşı
Lester Walton, 1945, II dünya savaşı pilotların fotografları
Fernand Navarra, Fransız araştırmacı. 1952 da zirveye tırmandı. Yasak Dağ isimli eseri yazdı. Gemiye ait ağaç parçası bulduğunu iddia etti.
David Duckworth 1958, 1964, 1968 araştırmalarını yaptı.
Fernand Navarra, 1968 araştırmasını yaptı.
F.Navarra, Elfred Lee ve Hugo Neuburg. 1969 tırmanışı. Parrot buzulunda arama.
John Libi 1969, dağa tırmandı ..yaralandı, soyuldu...
Dr. John Morris. 1973, dağa tırmandı. Helikopter uçuşu.
John McIntosh 1978, Dağa tırmandı. 78, 82, 83. hala devam ediyor.
Eryl Cummings 1982, dağa tırmandı.
Jim Irwin 1982, astronot. Sahte örnek hazırladı.
Bob Stuplich 1974, 1982, dağa tırmandı. Parrot buzulunda araştırma.
Ed Behling 1981, Dağda gemiyi gördüğünü iddia ediyor.
Dr. John Morris 1983
Dr. Charles Willis 1984, 86, Buzulu kesme, eritme
Bill Crouse 1985 J. Irwin ile birlikte dağda araştırma
Ed Crawford. 1987, Dağda geminin yerini ve koordinatlarını belirlediğini iddia ediyor.
Dr. Charles Willis 1988, Buzullarda yer altı radarı ile tarama yaptı.
Robert Garbe 1986, 1988 de yer altı radarı ile buzullar tarandı.
Don Shockey 1988, Dağa tırmandı.
Robin Simmons 1989, Buzul kaplı objeler aradı.
Angelo Palego Italyan araştırmacı. 1990
Chuck Aaron 1988/ 89.
Ray Anderson 1973/ 74 ve 1993.
Dick Bright 1984 / 85 / 86 / 1988 dağa tırmandı. Belli noktalardan yakın resimler aldı. 1998’e kadar.
B.J. Corbin 1988/ 89 / 1998. Dağa tırmandı, helikopterden Resim çekildi. Yerden yakın çekimler yapıldı.


Bütün bu araştırmalar, Yaratılış Bilimi Araştırmaları veya Hristiyan Dini Teşkilatları tarafından desteklenmiştir. Çok büyük maddi imkanlar ve kaynaklar harcanmış olmasına rağmen bu güne kadar dağda herhangi bir gerçek kanıt bulunamadı. Uzay görüntüleri ve U2 uçaklarından çekilen görüntülerin analizinden de ciddi sayılacak kanıt bulunamadı.
Günümüzde Ağrı Dağı üstünde herhangi bir kanıt bulunamayınca, buzul altında kalmıştır gibi bir mazeretin bir süre daha arkasına sığınarak araştırmaları devam ettirmek istemektedirler.

Öte yandan Durupınar Site olarak bilinen Üzengili Köyü yakınındaki kütle ise bir çok olağan dışı özellikler arz etmektedir. Bu kütlenin iç yapısı (üç boyutlu olarak) çok ayrıntılı olarak incelenmelidir.

Heyalanın farklı zamanlarda meydana gelmiş bölümlerinin yaşları tespit edilebilir. Kütlenin içindeki killi ve fosil-toprak malzemenin bileşimi ve yaşı tespit edilebilir. Çevredeki genç sedimentler içinde ayrıntılı stratigrafi ve genç volkanik akıntı ve püskürme malzemede jeokronoloji çalışması yapılarak, bölgenin sedimentolji, volkanik ve eski deprem etkinliği ortaya çıkartılabilir. Bu disiplinler açısından Üzengili ve yakın çevresinin incelenmesi, bölgenin son 10.000 yıl içinde geçirdiği iklim ve coğrafik değişimlerinin (kronolojik sıra içinde) aydınlatılınasını sağlayacaktır.

Ayrıca yakınındaki ve güneyde daha yüksek düzlüklerde çok sayıda eski mezar ve diğer yapılara ait temeller bulunmuştur. Bu bölgede sümer-öncesi döneme ait herhangi bir insan etkinliğini yansıtan yerinin bulunması ihtimali mevcuttur. Bu husus Ağrı dağını da içeren daha geniş saha için geçerlidir.

Burada mevcut gemi-biçimli kütlenin Nuh’un Gemisi olduğunu kanıtlamaktan çok daha önemli olan, Tufan olayının kanıtlanmasıdır. Tufan'ın meydana geldiğinin kanıtlanması, bu olayın Anadolu - Kafkasya - KB İran - Mezapotamya arasında kalan bölgedeki eski medeniyetlerle ilişkisi ve insanlık tarihi üzerindeki etkisini aydınlatmada temel oluşturacaktır.

Bugün sahip olduğumuz bilgisayar, nükleer teknoloji ve uzay teknolojisi; yukarıda açıklanan hedeflere ulaşmak için gerekli imkanları sağlamıştır.
Konu’nun hassasiyeti ve önemi ile orantılı olarak ciddiye alınması ve 1985 yılından beri gerçekleştirmeye uğraştığımız projenin desteklenmesi durumunda, bölgenin son 50.000 yıl içindeki paleo-coğrafyası (iklim, topoğrafya, volkanizma, çökelim, sismik etkinlik, deniz-göl su seviyesi değişimleri, vb. özelliklerin değişimi) ayrıntılı olarak ortaya çıkartılacaktır.

Bu amaçla hazırlanmış olan çok kapsamlı ve çok disiplinli projenin gerçekleştirilmesi, ülkemizin bu bölgesini bütün dünyanın en ön sırada gelen İNANÇ TURIZMI noktalarından biri haline getirilmesini sağlayacaktır.

dr. Salih Bayraktutan
Atatürk Univ. Müh. Fakültesi Erzurum

NOT : Gerekli düzenleme yapılması durumunda projenin ayrıntılarını bir seminer halinde sunabilirim.


SONUÇ
“Yaptığımız Jeofiziksel çalışmalar sonucunda elde ettiğimiz verilerin, hiçbir şekilde Mahşer Köyü yakınlarındaki gemi şeklindeki bu bölgenin Nuh'un Gemisi'nin kalıntılarını taşıdığı gerçeği ile çelişmediğini söyleyebiliriz. Radarla yaptığımız araştırma sonucunda bu bölgenin alt katmanlarıyla ilgili çıkardığımız sonuçlar her ne kadar ilginç olsa da yine de bir kazı yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle T.C. yetkililerini hava şartları el verirse 1988 yılı içinde bu çalışmayı başlatmaya davet ediyoruz. Araştırma projemize katkıda bulunan herkese teşekkür ediyoruz..."

10 Kasım 1987
Erzurum
Dr. Salih Bayraktutan (4)



d- Haziran 1985 Yılı
Ron Wyatt ve David Fasold, Nuh’un Gemisi kütlesinde metal dedektörlerle araştırma yaptılar. Bu çalışmayı içeren videoda kütle üzerinde belirli aralıklarla ve belirli bir hat üzerinde sinyal alındığı görülüyor. Videonun 8.nci dakikasında çivi benzeri bir cisim görülüyor. 9 ve 12. dakikasında metal perçin bulunduğu görülüyor.

Ron Wyatt’a ait Nuh’un Gemisi ile ilgili bazı kanıtların bulunduğu videoda (5. dakika) Nuh’un Gemisi kütlesinin bulunduğu yerin 1,5 mil yukarısında Nuh tufanını betimleyen bazı kanıtlar bulduğu görülüyor. (8. dakika). Taşlaşmış ağaçtan numuneler alındı. Analiz sonucunda, numunenin organik karbon olduğu, fosilleşmiş ağaç olduğu tespit ediliyor. Alınan metal numunelerin analizinden de titanyum, demir ve alüminyum içerdikleri tespit edilmiştir. Metal numuneler, Los Alamos Ulusal Laboratuvarında John Baumgardner’in yaptığı tahlildeki örnekte; manganez, titanyum ve alüminyum ve diğer metalleri içerdiği ve bu metallerin doğada bulunan doğal formda olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmacılar metallerin insan yapısı olduklarını düşündüklerini ifade ediyor. (10. dakika).

Kütlede bulunan metal parçalardan birinin yeri görülüyor. (11. dakika). Ron Wyatt ve John Baumgardner kütleyi üç farklı metal dedektörle tarıyor. Dedektörle taranan kısımlar, şeritler çekilerek işaretlendi. Tarama şeritleri ile gemi kütlesi şeklinin birbiriyle uyumlu olduğu görülüyor. (12-15. dakika). Ron Wyyat, daha sonra yeraltı radar tarama çalışmaları yaptırıyor. (15. dakika). Bu tarama çıktıları Joe Rosetta tarafından değerlendirildi. Verilerin periyodik olarak tekrarlandığına dikkat çekerek, bunun doğal oluşum olmadığı, insan yapımı olduğunu doğruladı. (5) - (Resim 3-4)

e- 1987 Yılı
1987 yılında Nuh’un Gemisinin ziyarete açıldığı törende Ron Wyatt, radar taramasında tespit edilen ahşap numunenin analizi için izin alıyor. (17. dakika). (6)

f- 1990 Yılı
1990 yılında Ron Wyatt gemi kütlesinde mini kazı yaptı. Gemi kütlesinin yan tarafındaki ahşap kısımları tespit etti. (18-20. dakika). (6)

g- 1991 Yılı
Radar verilerinden gemi kütlesinde bölmeler tespit etdildi. Bu odalarda kedi kılı, taşlaşmış boynuz bulundu. (Resim 5-6) Bazı hayvanlar periyodik olarak boynuzlarını dökerler ve hayvan bundan hiçbir şekilde zarar görrmez. Erkek geyik ve impala buna örnek olarak verilebilir. Ayrıca fosilleşmiş hayvan dışkısı tespit edildi. Kazan Köyü yakınlarında çok miktarda, uygun büyüklükte delikli çapa taşı bulundu. Bunlar çok güçlü kanıtlardır. Toprağın altında kalan odaların birisini yandan açarak cihaz taraması yaptık. Bir metal çekirdeğe ulaştık (32-35. dakika).

Kütlenin üzerinde oluşan çatlakta sivri uçlu fosilleşmiş kereste bulduk. Radar taramalarında kerestelerin birbirine tutturulduğu sivri uçlu demir çiviler bulundu. Büyük yassı başı olan uzun perçinler tespit edildi. Bu perçinlerden kütlenin içinde binlercesi var. Gemi balast malzemesi, tonlarca alaşımdan oluşuyor. Alüminyum alaşım üretim artıkları, titanyum, manganez ve diğer bazı metaller balast olarak kullanılmıştır. Böylece geminin alabora olması engellenmiş ve tufanda güvenle yüzmesi sağlanmıştır. Gemi kayalara çarpmaya karşı çift omurgalı olarak tasarlanmıştır. Dalgaların etkisi ile yanal sallanma en az düzeyde tuttulmuştur. Bu aynı zamanda hayvanların konforlu bir şekilde seyahat etmelerini sağlamıştır. Videoda, sitede bulunan metal perçin inceleniyor. Geminin etrafında bulunan Aranumin bitkisi inceleniyor. Omurganın sağında solunda bulunan kerestelerin taşlaşmış kalıntıları ve renk farklılıkları dikkat çekiyor. Gemide kullanılan çapa taşına bağlı halatın kaymasını önlemek için düzenek var. Makara ya da manivela olarak kullanılmış. Sitenin bazı yerlerinde gövdenin fosilleşmiş yapısı zamanla kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Geminin bu kısmında bol miktarda metal perçin ve metal balast malzemesi bulunuyor. (40-57. dakika). (Resim 7)

Kütlenin bu kısmında büyük delik açılarak örnek alınmıştır. Burada fosilleşmiş kereste görülüyor. Fosilleşmiş geminin bronz parçası inceleniyor. Keresteye çakılan bronz metal parça inceleniyor. (57-66. dakika).

Tufanla birlikte bölgeye taşınan çok sayıda deniz kabukluları fosili ve mercan fosili bulunmaktadır. Bölgedeki fosil kalıntılarının varlığı da tufanı kanıtlıyor. Gemiye ait delikli çapa taşları görülüyor. Bu delikli çapa taşlarının bazılarında 8 adet haç işareti, daha sonra bölgede yaşayan Bizans dönemindeki hristiyanlar tarafından kazınmıştır. Bu haç işaretleri Nuh’u ve ailesini ifade ediyor. Çapa taşları on fit yüksekliğinde (yaklaşık olarak üç metre) tepesinde delik bulunur. Geminin yanında üç tane delikli çapa taşı bulundu. Eldeki bulgulara göre Nuh, tufandan sonra buraya yerleşti ve burada öldü. Mezar taşları bunu kanıtlıyor.

Kayanın üzerinde Nuh tufanı ve kurtuluşu betimleyen resim ve hiyeroglif bulunmuştur. Nuh’un tufandan sonra yaşadığı şehir ve muhtemel mezarı inceleniyor. Ron Wyatt, 1977 yılında buraya geldiğimde Nuh’un evinin çatısı hariç ana duvarları sağlam olduğunu söylüyor. Buraya yakın yerde ağıl ve ahır kalıntıları bulunmaktadır. Şehrin çevrelendiği insan yapımı duvar kalıntıları hala ayaktadır. Delikli gemi çapa taşlarının bulunduğu alan görülüyor. Kazan köyündeki delikli çapa taşları inceleniyor. Delikli çapa taşları halatın yıpranmaması için zekice tasarlanmış. Kazan köyü yakınlarında büyük ağaç fosili görülüyor. Bu kadar geniş bir ağaç olması onun yaprak dökmeyen bir ağaç olduğunu gösterir. (71-130. dakika). (7)

h- 2014 Yılı
2014 yılında, Yeni Zelandalı jeofizikçi John Larsen ile Amerikalı bilgisayar mühendisi ve arkeolog Andrew Jones tarafından, iki hafta süren çalışma ile gemi şeklindeki oluşum 3 boyutlu olarak ölçüldü. 3 yılda tamamlanan araştırma sonuçları 14 Kasım 2019 tarihinde paylaşıldı. (8) - (3D Resimler 8-9-10-11)

Hayat Dergisinde yayınlanan haberi okuyan Tennessee’li Ron Wyatt, Durupınar Sitenin daha fazla araştırılması gerektiğine inanıyordu. Bölgeye olan ilgisi devam eden Ron Wyatt, araştırmalara başladı ve 1980’lerde yapıyı yere nüfuz eden radar ve diğer ekipmanlar kullanarak taramayı başardı. Bu araştırmalarının ilk baskısını 1989 yılında yaptığı Discovered, Noah’s Ark! adlı kitabında topladı. Bu kitap özetle büyük bir geminin yapısını ortaya çıkaran elektronik tarama sonuçlarını ve ilgili yorumları içermektedir.

Bu araştırmada kısaca şu bilgiler yer almaktadır. Radarın derinlemesine nüfuzu sınırlı olsa da, bu taramalardan elde edilen veriler, Durupınar Site olarak bilinen sahadaki gemi şeklinin iddia edildiği gibi doğal bir yapı olmayıp, gösterdiği simetri ve düzen ile gövde şekli içinde dikey duvar yapılarından da anlaşılacağı üzere insan yapımı bir nesnenin özelliklerini taşıdığını ortaya koymaktadır. Ron Wyatt çalışmalarının sonuçlarını inceledikten sonra, nesnenin İncil’de bahsedilen Nuh’un Gemisi’nin boyutları ile bire bir eşleşen bir geminin kalıntıları olduğunu iddia etmiştir. Ron, topladığı kanıtlardan, bu geminin ilk önce şu anda bulunduğu yamaçtan daha yüksekte olduğunu ve zamanla yamaçtan aşağıya doğru hareket eden bir lav akıntısı tarafından taşındığını ifade etmektedir. Nitekim dağdan aşağıya doğru ilerlemesi, nesnenin sağ tarafını etkilemiş ve büyük bir kaya çıkıntısı tarafından kayması engellenen gemi çamura gömülerek bugünkü yerini almıştır.

İlk sayılabilecek bu kapsamlı çalışmadan sonra da Nuh’un Gemisini arama çalışmaları özellikle batılı bilim insanları tarafından hız kesmeden devam etmiş ve 2014 yılının sonlarında, bu gömülü nesnenin bulunduğu yerin dirençli yer görüntüleme tekniği kullanılarak taranmasına devlet tarafından izin verilmiştir. Bunun üzerine yer altı görüntüleme uzmanı olan Jeofizik ve Coğrafya eğitimli Yeni Zelandalı John Larsen ile Amerika California Üniversitesi bilgisayar ve yazılım mühendisi ve aynı zamanda arkeoloji eğitimli Andrew Jones birlikte yeni bir çalışma başlatılmıştır.

John Larsen, Nuh’un Gemisi Yeraltı Görüntüleme Projesi adlı araştırmasının sonuçlarını açıkladığı çalışmasında şu ifadelere yer vermektedir.
“Gemi kalıntıları, şimdi deniz seviyesinden yaklaşık 2000 metre yükseklikte yer almaktadır. Türkiye’nin doğusunda geleneksel jeolojik haritalar ve bu haritaları açıklayan raporlar, Ararat Dağlarında bulunan tortul kayaçların ve fosillerin Eosen dönemine ait olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı jeolojik raporlardan, sedimanter kayaçların ve fosillerin biriktirilmesinin ardından, bu alandaki deniz seviyesinin erken miyosen dönemine kadar gerilediği ve daha sonra çekilmek suretiyle giderek ortadan kaybolduğu da anlaşılmaktadır. O zamandan beri bu alan bir daha asla sular altında kalmadı. Ancak evrimciler, dünyanın milyarlarca yıllık olduğunu ve Ararat Dağlarını kaplayan suyun son izinin nihayet ortadan kaybolduğu Miyosen döneminin sözde 20-24 milyon yıl önce olduğunu iddia ediyorlar. Bu yaş nasıl doğru olabilir? Bu geminin büyüklüğünde bir geminin Ararat Dağlarına sürüklenip, mevcut deniz seviyesinden 2000 metre yükseklikte su bulunmadan, karada ilerlemesi fiziksel olarak imkânsızdır. Oysa gemi milyonlarca yıllık değildir. Geminin etrafındaki fosiller ve tortular, gemiyi o alana taşıyan aynı su ile biriktirilmiş olmalıdır. O zaman yapılabilecek tek şey, yeryüzünün yaratılışının ve onun su altında kalmasının İncil’de tanımlandığı gibi büyük bir küresel büyüklükte sel olduğu gerçeğini kabullenmektir.”(Larsen,2019).

Farklı zamanlarda derinlemesine görüntüleme çalışmaları yapan Ron Wyatt ve John Larsen, Doğubayazıt İlçesi Telçeker köyü civarındaki yapının doğal bir yapı olmadığını aksine insan eliyle inşa edilmiş bir gemi olduğunu ve bu gemi ölçülerinin de kutsal kitaplarda belirtilen Nuh’un Gemisi ile aynı boyutlarda olduğunu ifade etmektedirler. Ancak özellikle ilk kez bu nesneyi üç boyutlu olarak görüntüleyen Larsen, bu gemiye Nuh’un gemisidir demek için oldukça erken olduğunu söyler. Burada bir geminin olduğu kesin ama, bu geminin Nuh’un gemisi olup olmadığının anlaşılması için daha çok bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğini ifade etmektedir.

Başbakanlık desteğiyle ilk bilimsel araştırma, keşfedilişinden 26 yıl sonra Atatürk Üniversitesinden Dr. Salih Bayraktutan’ın da içinde yer aldığı Amerika’nın en büyük yer ve uzay bilimleri araştırma merkezi olan California Üniversitesi bünyesindeki ‘Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndan bilim insanları tarafından ortaklaşa yapıldı. Bu çalışma sonucunda, yer altı radar görüntülerinde “gemi gövdesi” ilk kez tespit edildiğine dair bilimsel bir rapor hazırlandı. Bu raporda, “Yer altında denilemeyecek bulgular elde edildi. Bu yer altındaki kütlenin gemi olma ihtimali yüksektir. Kış gelmeden derinlemesine arkeolojik kazı çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir.” ifadesi kullanıldı (Sertesen, 2019; 89-115).

Hazırlanan raporun ardından daha detaylı çalışmalar yapılmasa da kutsal kitaplardaki ölçülere birebir uyan gemi izinin bulunduğu alan, Dr. Bayraktutan’ın girişimiyle birinci derece SİT alanı ilan edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu 17.09.1989 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin korunması gereken taşınmaz kültür tabiat varlığı özelliği gösterdiğini dikkate alarak söz konusu sahayı doğal sit alanı olarak koruma altına almıştır. Bu doğal anıt her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. (Kaya, F., Arınç, K., 2003:159-185). (9)

i- 2014 Yılı
Jeofizikçi John Larsen ile bilgisayar mühendisi ve arkeolog Andrew Jones tarafından kütlesinin 3-D görüntüleme çalışmasında, geminin üç katlı olduğu tespit edilmiştir.

En üst yüzey, yaklaşık 3,2 metre kalınlığında bir malzeme tabakası olarak görülmektedir. Orta katman 4,7 metre kalınlığındayken üçüncü ve en alttaki düz yüzey, gövde şeklinin iç yüzeyinin altında konumlandırılmış olarak 7,8 metre yüksekliğindedir. (Resim 9-10)

Bu ahşapların muazzam boyutu, teknenin gücünü korumak için tam da böyle bir yapı gerektiriyor. Geminin yarı dairesel profili, bir dairenin en küçük çevreyle en büyük alanı çevreleyen şekil olmasıyla benzersiz bir özelliğe sahiptir. Bu, yarı dairesel tekne tasarımının, en küçük yüzey alanıyla en büyük deplasman yani en büyük potansiyel yüzdürme üretebileceği ve herhangi bir şekilli teknenin en küçük ıslak yüzey alanını elde ettiği bilinmektedir. (10)





B- ARKEOLOJİK KANITLAR


a. Nuh’un Gemileri

a1- Birden Fazla Gemi Konusu
Sahadaki kanıtlar; geminin Naxuan’da (Kazan-Mahşer Köyü) yaklaşık bin konutun inşa edilmesinden sonra dağdan aşağı kaydığını göstermektedir. Bu nedenle dağa en az iki geminin oturduğu düşünülmektedir. İnsan sayısı hakkında fikir veren bir diğer kanıt ise yerleşim yerine dağılmış çok sayıda mezarın bulunmasıdır. Gemilerden bir tanesi sökülerek, tufan sonrası kurulan kentteki evlerin yapımında temel malzeme olarak kullanılmıştır. Gemi parçaları; çatı ve kiriş yapımı, çatı yalıtım malzemesi olarak katran yapımı, evde çeşitli mobilyaların yapımı ve ısınmak için kullanıldığı düşünülüyor. (11)

Küçük Ağrı dağı eteklerinde çok sayıda gemi şekline benzer birçok nesneye ait resim bulunmaktadır. Güneş ışınlarının etkisiyle ortaya çıkan şekillerin iki saat sonra kaybolduğu bildirilmiştir. (12) - (Resim 12) İran'ın Sulaiman Dağında (Elburz Dağları) BASE ekibi tarafından kereste keşfedildiği bildirilmiştir.(13) Ayrıca, Nahçıvan Gemikaya’ya Nuh’un Gemisinin indiği bilgisi de vardır. (14)

Bilimsel verilere göre; tufanın bir kez değil birçok kez gerçekleştiği, tufan olayının uzun bir süreç olarak yaşandığı yönündedir. Bu konuda iki görüş ileri sürülebilir:

Birincisi, tufan olayının çok uzun sürdüğü düşünülürse selin etkilemediği, ancak anakaradan ayrı kalmış insanların ana karaya ulaşmak için zaman zaman gemiler yaparak seyahat etmiş olmaları mümkündür. Durupınar Site’den başka Nuh’un Gemisinin kalıntısının bulunduğu bilgisi vardır. Bunların başında; Ağrı Dağı, Cudi Dağı, Nahçıvan-Gemikaya ve İran- Sulaiman Dağı vb. farklı yerler gelir. Gerçi, Durupınar Site dışında kalan yerlerde, Nuh’un Gemisi ile ilişkilendirilen bazı ağaç parçalarının sadece resimlerinin gösterildiği ve bu örneklerle ilgili herhangi bir tahlilin yapılmadığı bilinmektedir. Söz konusu bu yerlerde Nuh’un Gemisi ile ilgili bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Konu hakkında sadece rivayetler bulunmakta ve bölgedeki bazı yerleşim yerleri isimlerinin, Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an ile ilişkilendirilmesinden öteye geçememiştir.

Burada şu düşünülebilir: Nuh peygamberden ayrı olarak, farklı zamanlarda, değişik sayıda gemi yapılmış ve bunlar tufan sırasında çeşitli bölgelere dağılmış olabilir. Tufanın 100-120 yıl sürdüğü hatırlanacak olursa; Bu gemi kalıntılarının bir kısmının Nuh peygamberle ilgisi olmayabilir.

İkincisi, Kur’an’dan öğrendiğimize göre; Nuh peygamberin en az 3 gemi yaptığını biliyoruz. Nuh peygamberin yaptığı pek çok gemiden bazılarının filodan ayrı düşerek, bahsi geçen bu bölgelere sürüklenmiş olabilir. Bu nedenle farklı bölgelerdeki gemi kalıntılarının; tarihlenmesi mutlaka yapılmalıdır. Malzeme ve yapım tekniği açısından incelenerek, Nuh’un filosuna ait olup olmadıkları belirlenmelidir. Birbirinden farklı yerlerdeki gemilerin Nuh peygamber dönemine ait olduğu kanıtlanırsa; bu durum, Kur’an ile çelişmeyeceği gibi çok sayıda gemilerin varlığından bahseden Kur’an ayetlerini doğrulamış olur.

a2- Çapa Taşları Birden Fazla Gemiye İşaret Ediyor
Gemi çapaları su üstü taşıtlarının su üzerindeki konumlarını sabitlemek amacıyla kullanılan araçlardır. Bir halat ya da zincir vasıtasıyla deniz dibine bırakılan çapalar ağırlıkları ve/veya kavrayıcı kollarıyla dibe tutunarak geminin su üstündeki konumunu sabitler. (15)

Nuh’un Gemilerinde kullanılmak üzere pek çok çapa taşı kullanılmıştır. Bu taşların kullanım amacı; tufanda hem gemileri suyun üzerinde sabit tutmaya yarıyordu hem de çok uzun halatlarla bağlanmış bu çapa taşları selde giderken yüksek yerlere takılması halinde gemilerin demirlenmesi amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca, yassı çapa taşları sel suyunun içinde halatla aslı haldeyken geminin hızını keserek daha güvenli seyahat etmesini sağlamıştır. Durupınar Site’de delikli on iki adet çapa taşı bulunmuştur. (16)

Çapa taşının üst tarafında delik bulunmaktadır. Deliğin özelliği; ön tarafı dar, arka tarafı ise daha büyük çapta olacak tasarlanarak açılmasıdır. Burada amaç; taşı, halat ile tuturmak ve aynı zamanda bağlantı noktasındaki halatın yıpranmamasıdır. Deliğin dar kısmından geçirilen halata düğüm atılır, düğüm deliğin geniş tarafında kalır. Çapa taşı suya atıldığında halatın şişmesi ile düğüm, geniş taraftaki deliğe sabitlenir. Böylece sürtünme ile halatın aşınması önlenmiş olur. Çapa taşları, dalgalara karşı gemiyi dik bir konumda tutmak için tasarlanmıştır. (17) - (Resim 12-13-14)

Kazan Köyü (Mahşer) yakınlarında bulunan çapa taşlarından bazıları yaklaşık 9 ton ağırlığında, bazıları ise 4 ton ağırlığındadır. Bu taşların bir tarafı geniş ve kürek şeklindedir. Diğer tarafı daha dar ve kalındır. Her birinin ucunda bir delik bulunur. Küçük çapa taşların delik çapı 3 inç, büyük çapa taşlarının delik çapı ise 12 inç ölçüldü. (18-19)

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; Durupınar Site’de bulunan on iki adet çapa taşının, 4 ton ve 9 ton olmak üzere iki farklı ağırlıkta olmasıdır. İki ayrı ağırlık ve ebatta çapa taşlarının bulunması, birden fazla geminin varlığının en güçlü kanıtlarından birisidir. Bu durumda Durupınar Site’de ve çevresinde en az iki gemi bulunuyor diyebiliriz.



b- Taşlaşmış Lamine Gemi Güvertesi

20 Haziran 1987 tarihinde kütleden gemi güvertesine ait lamine ahşap parça alınmıştır. Bu parça, ABD Tennessee, Knoxville'deki Galbrays Laboratuvarına 16 Eylül 1987 tarihinde teslim edildi. Örneklerin analizi için tüm testler çok titizlikle yapıldı. Örnekten nasıl örnek aldıkları da dahil olmak üzere yaptıkları her şey Ron Wyatt tarafından videoya kaydedildi.

Taşlaşmış ahşabın organik karbon içerdiği bilinmektedir. Karbonun bileşimi, numunenin hangi maddeden oluştuğunu, inorganik (cansız) veya organik (canlı) kaynaklı olup olmadığını belirlemek için analiz edilir. Bu nedenle, bir nesnenin organik (canlı) olup olmadığını belirlemek için onu test etmeniz ve organik karbon içeriğini belirlemeniz gerekir.

Sonuç olarak; toplam karbon içeriği % 0.71, İnorganik karbon içeriği, % 0.0081 idi. Ve bu nedenle organik karbon içeriği % 0.7019'du - bu da inorganik karbon içeriğinin neredeyse 100 katıdır! "Güverte ahşabı" kesinlikle organik karbon içeriyordu, buda onun bir zamanlar ağaç olduğunu kanıtlar. (20) – (Resim 15-6-17-18)


c- Lamine Ahşapta Zift Tespit Edildi
Jack Bouma 1990 yılında, olası bir güverte desteğinden sızan siyah katran maddesinden küçük örnek buldu. Geminin inşasında özellikle belirtilen, Genesis 6: 14'te bitüm/asfalt veya zift olarak tanımlandı. Numunenin pozitif tespiti, Oil Check Pty of Sydney, NSW'ye gönderilen konsantre bir ekstraktın analizi temelinde yapıldı. (5 Kasım 1991)

Testin yapılıldığı Oil Check Laboratory ile Sydney endüstriyel kimyageri Jeff Smith şunları söylüyor; “Analiz sonucunda elde edilen iz, petrol laboratuvarı tarafından asfalt veya bitümden elde edilen standart bir iz ile karşılaştırıldı. Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde madde, zift olarak tanımlandı." (21)

Kitab-ı Mukaddes’te bu konuda bilgi bulunmaktadır: Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. (Yaratılış 6:14)


d- Nuh Peygamberin Evi ve Kurduğu Şehir
Tufandan sonra, Nuh peygamberin gemileri, günümüzde Kazan Köyü yakınlarındaki bölgeye oturmuştur. Geminin oturduğu bölgenin; yerleşmeye uygun korunaklı olduğu anlaşılıyor. Nuh peygamberin kurduğu şehir Kitab-ı Mukaddes’te, Naxuan (Kazan Köyü) olarak biliniyor. Günümüzde evlere ait taş temeller hala görülmektedir. (71- 130. dakika). (7-17-22)

1959 yılında Türk Hava Kuvvetleri hava fotoğraflarından, fotogrametrik yöntemler kullanılarak oluşturulan harita. Haritada eski şehir 'Mesha (Naxuan)'dan birçok ev (dikdörtgen şekiller) görülüyor. Burası, Nuh'un Gemisi'nin Cudi Dağı'ndaki yanaşma yeridir (mavi-gri kutuya bakın). (Resim 19-20)

1998 yılında Georgia Tech Üniversitesinden Profesör Robert Michelson tarafından çekilen fotoğrafta, Erzurum Atatürk Üniversitesi jeoloji profesörü Dr. M. Salih Bayraktutan'ın eski yerleşim yerlerinden birinin temel taşlarının üzerinde durduğu görülüyor. (Resim 21)


e- Mezar Taşı
Nuh peygamberin evinin olduğu öne sürülen yerdeki mezar taşlarını Ron Wyatt bulmuştur. Mezar taşının en ilginç özelliği evin önündeki avluda olmasıydı. Biri dik, diğeri yerde düz duran iki büyük taş vardı. Bu taşlar çok etkileyici resimlerle oyulmuştu: üstte gökkuşağını andıran kemerli bir şekil vardı; aşağıda - büyük dalgayı andıran bir şekil ve üstünde bir teknenin çok basit bir taslağı vardı; Bu tekneden ve dalgadan sekiz kişi ayrılırken tasvir edilmiştir. Hıristiyanlık döneminde çizilen resimdeki kişilerin, Nuh peygamber ve ailesi olduğu anlaşılıyor. (Resim 22)

Resmin; geminin üstünde gökkuşağı olan, selden sağ kurtulan sekiz kişinin ikonografik bir temsili olduğu oldukça açık görünüyordu. Bu mezar taşlarının evin avlusunda olması, ayrıca mezar taşlarındaki tasvirler nedeniyle burasının Nuh ve karısının mezarı olduğunu ileri sürülmüştür. (17)


f- Hayvan Barınakları
Nuh peygamber ve mü’minlerin yerleştiği yerin yakınında, küçükbaş ve büyükbaş hayvanların konulduğu ağıl ve ahırlara ait duvar kalıntıları tespit edilmiştir. (100. dakika). (7-17-22)


g- Cennet Duvarı
Gılgamış Destanında geçen “Cennet Duvarı”, Durupınar Site’ye 2 km uzaklıkta ve sitenin 610 metre yukarısında bulunur. “Cennet Duvarı” olarak anılan kayalık, Nuh peygamberin kurduğu şehrin bir kısmını duvar gibi kapatır. Şehrin geri kalan kısmı büyük kerpiç duvar ile korunmuştur. (21. dakika). (23) - (Resim 23-24)


h- Seramikli Kerpiç Duvar
Nuh peygamberin Kazan Köyü yakınlarında kurduğu şehri çevreleyen büyük kerpiç tuğlalardan yapılmış duvar bulunmuştur. Ron Wyatt, 1977 yılında bu duvarın üzerinde Nuh ve gemiyi tasvir eden bir seramik karo duvar resmi olduğu, ancak ertesi yıl 1978'de döndüğünde fayansların sökülerek satıldığını bildiriyor. (22-24) – (Resim 25-26)


i- Taş Ocak
Eylül 1999'da Michelson, Bayraktutan, Deal ve bir diğer SEPDAC destekçisinin Nuh’un kurduğu kent olan “Naxuan” alanını iki buçuk gün boyunca incelemiştir. Gılgamış Destanı'nda anlatılan ‘Cennetin Duvarı’nın hemen altında, daha başka temeller ve insan yapımı yapılar keşfedilmiş ve belgelenmiştir. Bölgede çok sayıda mezar bulunmuştur. Cennet Duvarı olarak adlandırılan yerin yakınında 1x2 metre çapında taş ocak bulundu. Nuh peygamberin ve mü’minlerin bu ocakta yemek yaptıkları tespit edilmiştir. (7-18) – (Resimler 27)


ı- Dev Sunak Kompleksi
Sunak, batıdan doğuya uzanan çok güzel bir düzlükte yer almaktadır. Kuzey ve güney yönü dağlarla çevrilidir. Kazan Köyünün ve çapa taşlarının bulunduğu bu izole alan hep kayalıktır. Ron Wyatt, kuzeydeki çiftliğin arkasındaki bölgeyi araştırdığında, orada iki küçük tepe ve aralarında bir düzlük gördü. Bu alanda, sanki buraya özel olarak yerleştirilmiş gibi büyük bir küp şeklinde taş tespit etti. Bu taşın arkasında tepelerin oluşturduğu doğal bir amfitiyatro vardı. (Resim 28-29)

Kitab-ı Mukaddeste sunak ile ilgili kayıt vardır:
“Nuh RAB'be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu. (Yaratılış 8:20).

Sunak 3,65m x 3,65m x 3,65m ölçülerinde olup, yanında yüksekliği yaklaşık olarak 90 cm olan basamak vardır. Bu sunağa tırmananların bizden çok daha uzun olduğu açıktır. Ayrıca bu komplekste, enstalasyonun özellikleri, hayvanları kesmek ve kanlarını toplamak için kullanıldığını gösteren çok büyük iki taş bulunur. (Yaratılış 9: 3-4). (17-22)


j- Nuh Peygamberi Tasvir Eden Çömlek
2000 yılında, Arkeolog Dr. Bill Shea tarafından Nuh’un Gemisinin 20 metre yakınlarında bir çömlek bulundu. Çömleğin içbükey yüzünde; çivi çakmak için çekiç kullanan bir adamın oyma resmi, çömlek parçasının dışbükey yüzünde ise; Yeni Ahit’te Nuh’un kıssası ile eşleşen kuşları serbest bırakan bir adamın mürekepli resmi tespit edilmiştir. (25) – (Resim 30)

Aranumin Bitkisi
Keldani tarihçi Berosus, Mısırlı yazar Aronimus ve Yahudi tarihçi Josephus’un bildirdiğine göre; Ararat Dağları, Karoi bölgesinde Gordilerin (Kürtler) dağlarında yer alır. Bu tarihçiler, Aranumin bitkisinin yörede yaygın bir şekilde büyüdüğünü bildirir. Bu bitkinin mor renkli çiçekleri vardır ve dikenlerle kaplıdır. Yeraltı gövdelerinde hafif bir menekşe kokusu vardır. Burası, Ağrı Dağının yaklaşık 20 mil güneyindedir. Bugün, bu bitki hala Nuh'un Gemisi kalıntılarının bulunduğu yerde yetişmektedir! (21)


k- Nuh’un Gemisini Betimleyen Taş Stel
Durupınar Site’nin yaklaşık iki km ilerisinde yıkılmış eski bir stelin kalıntıları bulundu. Stel, üç bölüme ayrılmış çok sayıda yazıt içeriyordu. Yazıtta net olarak; bir dağ yamacını, arka planda dağın tepesini, üzerinde sekiz kişinin olduğu bir gemiyi ve iki kuzgunu (biri geminin üstünde, diğeri dağın üstünde) tasvir ediliyor. Diğer bölümlerde birkaç hayvan tasviri bulunur. Stel üzerindeki geminin görüntüsü ile 1950'lerde çekilen gemi şeklindeki objenin hava fotoğrafı neredeyse aynıdır. Bu çok önemlidir. Durupınar Sitenin arkasındaki sırtta keşfedilen bu Hurite yazıt (MÖ 2000 civarı), geminin antik konumunu tanımlıyor. (21) – (Resim 31-32)

En önemlisi; stelin bulunduğu yer, geminin tabanı olduğuna inanılan alanın hemen ötesinde bulunuyor. Karaya oturan geminin tabanının yumuşak alüvyona saplandığı, daha sonra gemi aşağıya sürüklenirken ikiye bölünerek tabanının burada kaldığı, gemi kütlesinin de Durupınar Site’ye kaydığı değerlendiriliyor. Stelin yakınında bulunan tuhaf taşların geminin en alt kısmında kullanılan balast malzemesi olduğu düşünülüyor. Bu metal balast malzemesi, geminin sürüklenmesi sırasında stelin bulunduğu alana yayılmıştır. (17)


l- Metal Perçin
1991 yılında gemi kütlesinden alınan perçinlerin analizleri yapıldı. "Perçin" içindeki titanyum içeriğinin keşfi özellikle ilgi çekicidir. Titanyumun bir metal olarak avantajı muazzam gücü, hafifliği ve korozyona karşı direncidir. "Perçin" üzerinde yapılan tüm çalışmalar: demir, alüminyum, manganez, vanadyum ve krom içerdiğini gösterdi. Bu elementler bildiğiniz gibi, bugün titanyum alaşımlarının üretiminde eklenen ana alaşım maddeleridir. (21-26) – (Resim 33-34)


m- Metal Balast Malzemesinin Analiz Raporu
Ron Wyatt, geminin balastı olduğuna inandığı malzemeyi analiz ettirdi. Analizler, malzemenin sıradan bir taş olmadığını, bu alanın yakınında alınan diğer numunelerde bulunmayan % 84.14 oranında manganez dioksit olduğunu gösterdi. Ron, bu büyüklükteki bir geminin gövdesinde balast olması gerektiğine inanıyordu. Bu garip taşlar çok ağırdı ve ancak bu amaçla kullanılabilirdi. (27) - (Resim 35-36)
Balast malzemeleri, elektron mikroskobu altında cüruf görünümünü sergiler ve bu nedenle güvenle tanımlanabilir. (21)


n- Tufan Öncesinde Metalurji
Analiz için alınan numune dışarıdan metalurji atığa benziyordu. Bir laboratuar kimyager numuneyi incelediğinde, analizden önce bunun endüstriyel metalurji atık olduğunu söyledi. Analiz, bu maddenin doğal formda olmadığını doğruladı.

Ron Wyatt’ın kanıtlarını çürütmek için bunun, okyanus tabanında yarıklarda bulunan sözde manganez çakıllarından başka bir şey olmadığı ileri sürüldü. Bilimsel kanıtlara göre, okyanus tabanında bulunan manganez çakıllarının çapı ortalama 2 inç (~ 5 cm) olup, 10 inç (~ 25 cm) veya daha büyük balast malzemesi parçalarından önemli ölçüde küçüktür. Ayrıca, çakıl taşları % 35 ila % 50 manganez içerir. Bunun yanında balast malzemesi % 84 oranına kadar manganez içeriyordu! Çakıl taşları; nikel ve kobalt içerir, ancak örneklerde bulunamamıştır. Hiç şüphe yok ki; bu örnekler doğada kendi halinde bulunamaz. (Resim 37)

 

Manganez Cevheri
ElementGemiden Alınan Örnek
% 35'ten % 50'yeManganez% 84
% 2,5BakırYok
% 2.0NikelYok
% 0.2KobaltYok




Ron Wyatt, metal parçalardan olduğuna inandığı çok sayıda numune aldı. Ayrıca karşılaştırma için örnekler de aldı. Bu kez, analizde gösterildiği gibi, üç numunede yüksek bir metal içeriği vardı: demir oksit -% 19.97, % 12.30 ve % 11.55; demir -% 8.08, % 13.97 ve % 8.60. Kontrol numuneleri demir oksit içeriği -% 0.77, demir -% 0.54 gösterdi.

Nuh, İncil'de belirtilen ölçülere göre bir gemi inşa ettiyse, ahşap malzeme ile birlikte metal parçalar kullandığına inanmak için sebepler vardır. Genesis kitabından, metalürjik üretim biliminin selden önce bile var olduğunu öğreniyoruz:
“Silla Tuval-Kayin'i doğurdu. Tuval-Kayin tunç ve demirden çeşitli kesici aletler yapardı. Tuval-Kayin'in kızkardeşi Naama'ydı.” (Yaratılış 4:22) (27)

Nuh Tufanı öncesi ve/veya sonrasında, Anadoluda metal madenciliği bilinmektedir:
Anadolu’da henüz daha insanların mağaralarda yaşayıp, sadece mevsimin elverdiği dönemlerde geçici kamp yerleşimleri kurduğu Epi-Paleolitik Dönem’de (MÖ 12000-9500) Antalya’daki Beldibi ve Belbaşı mağaralarında bulunan demir oksit parçaları, metalik madenlerin daha o dönemlerde bilindiğini kanıtlamaktadır. (Bostancı, 1967). (28)


o- Tufan Sonrasında Metalurji
Nuh Tufanından sonra da yörede metal işleme ve üretimi konusunda kanıtlar bulunmaktadır.

Nuh’un Gemisinin bulunduğu yerin birkaç mil uzağında Aras Nehri yer alır. Nehrin karşısında Medzamor (Metsamor) bölgesi vardır. Nuh'un evinin birkaç mil yakınında, dünyanın en eski metalurji fabrikası bulunur. Sitede üretilen bakıra yapılan analizlerde; kalay, kurşun, antimon ve çinko dahil 14 farklı alaşım içerdiği anlaşılmıştır. (Resim 38)

Bu site, sofistike ve kompleks bir merkezdir. Kalay elde etmek için kasitteritin ergitilmesinde kullanılan fosforlu briketlerin yanı sıra fırınlara sokulmuş kil borular bulunmuştur. Burada tüm yaygın metallerden yapılmış vazolar ve nesneler bulunmuştur. Farklı amaçlar için on dört çeşit bronz ergitilmiştir. Medzamor’da ayrıca metalik boyalar, seramikler ve camlar üretildi. Medzamor ustaları da tıpkı modern ustaların yaptığı gibi ağız dolgusu ve eldiven giyerlerdi. Fabrikanın 200'den fazla fırına sahip olduğuna inanılıyor.

Medzamor, bu erken dönemdeki, tufan döneminin sanayi merkeziydi. Cevher işlenip ürün haline getirildikten sonra diğer tüm alanlara dağıtılırdı. Burada birkaç çift cımbız bulundu. Cımbızlarda kullanılan çelik son derece yüksek kalitedeydi. Cımbızlar, kimyagerlerin ve saatçilerin elle idare edemeyecekleri mikro nesneleri tutmasını sağlayan kaş cımbızına benziyordu.

Arkeolojik alanlar, malzemelerin sırasını keşfetmek için kazıldı; Altında hiçbir şey olmadan doğrudan bakir toprağın üzerinde bulunanlar en erken yerleşim düzeyini temsil etmektedir. Medzamor'da en erken evrede bronz cüruf elde edildi. Bu keşif, arkeologları şaşırtmaya devam ediyor. Neden? Çünkü (evrim teorisine göre) insanın çeşitli bilgi aşamalarında çok yavaş ilerlediği varsayılmıştır. Önce ateşin keşfi, sonra tekerleğin icadı, sonra ekin yetiştirme ve hayvanları evcilleştirme ve daha sonra metaller ve metalurji bilgisinin öğrenildiği zannediliyor. Ancak burada, insanın daha en başından itibaren muazzam teknolojik bilgiyle sahneye çıktığına ve artan sertlik için kalay ve bazen çinko gerektiren bir alaşım (bronz) ürettiğine dair kanıt var.

Fransız gazeteci Jean Vidal, Temmuz 1969'da 'Science et vie'de şöyle yazdı:
Medzamor, eski uygarlıkların bilge adamları tarafından kuruldu. Bilimsel ve endüstriyel olarak adlandırılmayı hak eden, bizim bilmediğimiz uzak bir çağda edindikleri bilgiye sahipler.

Bu erken sel sonrası kompleksini bugün ne kadar az insan duymuştur! Bir düşünün, medeniyetimizin bugünkü haline gelmesi 600 yıl aldı. Barut ve matbaadan, nükleer fizik ve bilgisayarlara. 600 yıldan sonra bugün bulunduğumuz yer burasıysa, Nuh'un günlerindeki insanların aynı süre içinde ne kadar ileri gidebildiklerini hayal edin - medeniyetin yaratıcısı olan insanlar! (21-29)

Durupınar Siteye yakın yerlerde tufandan sonra yoğun metal madenciliğin yapılıyor olması, Nuh’un Gemisi olgusunu desteklemektedir.

Gemi İlk Olarak Durupınar Sitenin Yukarısına Oturdu
Ron Wyatt ve Orhan Başer, geminin oturduğu dağın yamacına doğru çok eski bir taş yapının kalıntılarının bulunduğu yeri keşfettiler. Yanında taşlaşmış odun gibi görünen bir şeyle çevrili 120 x 40 fit (36,5m x 12 m = 438 m2) bir arazi parçası vardı. Bu bölgede etraftakilerden farklı, çok sayıda tuhaf taş vardı. Bazı yerlerde yeşilimsi renk bir tonunda ve çok ağırdırlar. Bu yüzden bunların metal cevheri gibi bir şey olduğu varsayıldı. Bu örnekler laboratuvarda analiz edilmeliydi.

Gemi kütlesi, volkanik kayaların kalıntılarını içeren bir toprak akışı içindedir. Ron, bu toprak akışının aslında bir lav akışı olduğuna ve zamanla lavın toprağa dönüştüğüne inanıyordu. Sanki gemi, bir lav akıntısı içinde dağın kenarından aşağı doğru hareket ediyor gibiydi. Yukarıdaki 120 x 40 fitlik alanın, ıslak ve yumuşak alüvyon tabakaya batan bir geminin tabanı olduğu varsayıldı. Toprak kuruduğunda artık gemi sert bir tabaka tarafından tutulmuştu. Alt kısmı toprağa gömülü halde aşağı doğru sürüklenirken gemi ikiye bölündü. Bulunan taşlar, geminin en alt bölmesindeki yırtılan kısımdaydı. Balast malzemesi olduğu düşünüldü. Gemi ikiye bölündüğünde, büyük miktarda balast döküldü, bir kısmı geminin sağlam kısmında, bir kısmı da hasarlı olan yerde kaldı.

Böylece gemi başlangıçta bu yüksek yere indi ve su çekildiğinde gövdesi yumuşak zemine gömüldü. Daha sonra, güneydeki yanardağ (İran sınırında) patladı. Gemiye ulaşan muazzam miktarda lav püskürttü ve sonra gövdesini iç kısımdan yırttı ve dağın eteklerinde lav akıntısına taşıdı. Gemi, açıkta kalan büyük bir kireçtaşı parçasına çarptığında, geminin ortası (geminin orta, en geniş kısmı) bölündü. Lav çatlaktan geçti ve gemi batmaya başladı. Tamamen toprağa gömüldü. Bu teori daha sonra, yüzey altı radar taramaları ile gövdenin tüm uzunluğu boyunca bir boşluk gösterdiğinde doğrulandı. (21-27)



2- BÜYÜK TUFAN VE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR
Dünya yaratıldıktan sonra, yani yaklaşık 4,6 milyar yıllık süre içerisinde, günümüze kadar 5 büyük buzul çağı yaşandığı kanıtlanmıştır. Bu buzul çağlarının çoğunluğu ise insanın tarih sahnesine çıkışından önce yaşanmıştır. Yani, insanlık sadece son buzul çağını görebilmiştir. Son buzul çağı olan Pleistosen Sonu ve Holosen başlarında gerçekleşen tufan, Nuh Tufanı olarak bilinmektedir. (30)

Nuh tufanı ile ilgili ilk yazılı bilgiler günümüzden 4.700 yıl kadar önce Gılgamış yazıtlarında yer alır. Söz konusu tufanın dünyanın değişik yer ve zamanlarında olduğu konusunda 600 civarında hikaye bulunmaktadır. Tufan, gerçekte büyük olasıkla, son küresel ısınma nedeni ile buzulların çözünmeye başlaması sonucu deniz seviyesinin hızlı bir şekilde yükselmesi ve ada haline dönüşen kara parçalarında mahsur kalan insanoğlunun, yaptıkları deniz araçları ile anakaraya doğru kaçma mücadelesidir. Özetle, Nuh Tufanı olayı denizlerin çok hızlı bir şekilde yükselmesinin sonucunda oluştuğu, bilim dünyasında kabul gören bir tezdir.
Yaklaşık 10.000 bin yıl önce ada olan ve suların yükselmesi ile sular altında kalmaya başlayan, günümüz Pasifik örneği bu tür yerlerde sıkışıp kalan insanların, yaptıkları deniz araçları ile anakaraya ulaşmalarının çok da kolay olmadığı bir gerçektir. Bu olayları, her medeniyetin kendi kültürü içinde hikayeler ile taşıyarak günümüze kadar getirmiş olmaları da “neden farklı yerlerde ve zamanlarda” sorularının da bir cevabı olabilir. (31)


Marmara Sea Gateway
(Dokuz Eylül Üniversitesi ve Kanada Memorial Üniversitesi Tarafından Yürütülen Proje)

Nuh Tufanı ''küresel ısınmasının şiddetlenmesi nedeniyle buzulların çok hızlı erimesi ve deniz seviyelerinin çok hızlı yükselmesidir.” Nuh Tufanı'nın temelinde bu vardır. Nuh'un Gemisi, bağlantılı ama biraz daha farklı bir olay. Dünyanın her yerinde, 600 yerde mitolojik olarak Nuh Tufanı hikayesi vardır ama en ciddileri Karadeniz'de gerçekleşmiştir. Nuh Tufanı hikayesinin dünyanın her yerinde olması, bütün dünyada aynı anda olan bir şey anlamına gelir. Bu büyük tufan, Kitab-ı Mukaddes’te anlatıldığı gibi bir yerde 40 gün 40 gecede değil, dünyanın 20 yerinde 100-120 yıllık bir süreçte gerçekleşmiştir. Bu nedenle dünyanın pek çok yerinde tufan hikayeleri kadimden beri günümüze kadar gelmiştir.

''Enstitü olarak Kanada Memorial Üniversitesi ile, 1995 yılında geçmişteki iklimsel değişimlerin Marmara Denizinde oluşturduğu değişimlerini de saptayabilmek amacı ile 'Marmara Sea Gateway' ismi verilen ve Kanada NSERC tarafından desteklenen bir proje başlattık. Kanada Memorial Üniversitesinden Prof. Dr. Ali Aksu ile başlattığımız proje çalışmaları kapsamında elde edilen veriler yorumlandı, çeşitli bilimsel dergilerde yayınlandı. Bunlardan GSA Today dergisinde yayınlanan 'Persistent Holocene Outflow from the Black Sea to the Eastern Mediterranean Contradicts Noah's Flood Hypothesis' isimli yayında ise, bugüne kadar bilinenlerin aksine ve Nuh Tufanı olarak da bilinen doğa olayı hakkında önemli bazı bilgilere yer verildi. Daha önceki çalışmalarda, Akdeniz'de yükselen suların bir anda, 200 Niagara Şelalesi eşdeğerinde bir büyüklüğünde bir debi ile Karadeniz'e akması sonucu, Nuh Tufanı olarak bilinen doğa olayının oluştuğunu belirtmişti. Ancak, 'Marmara Sea Gateway' projesi kapsamında alınan dataların yorumlanması sonucu, Karadeniz su seviyesinin, Akdeniz'den daha hızlı bir şekilde yükseldiği ve boğazları geçerek Marmara'ya aktığı belirlendi.' Kısaca, Columbia Lamond Üniversitesi'nden Bill Rayn ve Wolter Pitman adlı bilim insanlarının ortaya attığı ''Nuh Tufanı sırasında suların, Marmara üzerinden 200 Niagara Şelalesi büyüklüğünde, 65 kilometre yükseklikten Karadeniz'e döküldüğü'' tezinin, doğru olmadığının ortaya çıkmıştır. Çalışmamız sonunda, bu tezin doğru olmadığını ortaya koyduk. ABD'li bilim insanları da ortaya attığımız bu yeni tezin bilimsel doğruluğunu kabul ettiler.''

Kanada'nın Toronto Üniversitesi ile Karadeniz ve Ege'de sismik ve sedimentolojik çalışmalara 1995 yılında başlanmıştır. Bu çalışmalar çerçevesinde kutsal kitaplarda yer alan Nuh tufanının oluşumu ile ilgili önemli bilgiler elde edilmiştir. Yaklaşık 13-14 bin yıl önce meydana gelen Nuh Tufanı, dünyanın bir yerinde değil en az 20 yerinde meydana gelmiştir.


Tufan, Karadeniz'de Başladı
Karadeniz'de meydana gelen su seviyesinin yükselmesi olayı yapılan çalışma sırasında jeolojik olarak incelenmiş, ABD'li bilim insanlarının tezinin aksine suların Karadeniz'de yükselip, Marmara üzerinden Akdeniz'e aktığını, Karadeniz'den gelen dev dalgalar ve akıntıların Ege Denizi'ni oluşturduğu tespit edilmiştir.

''Buzul çağı sona ererken Karadeniz, Hazar Denizi ile birleşikti. Karadeniz'e suların yüzde 40'ı Tuna üzerinden gelirken, yüzde 60'ı Hazar'dan geliyordu. Karadeniz hala bol su gelen, ırmaklarla çok iyi beslenen bir denizdir. Buzulların erimesi ve Hazar'ın sularının Karadeniz'e akmasıyla oluşan büyük akıntı ve yükselen sular Marmara'ya aktı. Yaptığımız deniz ölçümleri ve jeolojik incelemeler bunu kanıtlıyor.
Marmara üzerinden sular o dönemde birleşik bir kara parçası olan Ege'ye, oradan da Akdeniz'e aktı. Ege Denizi oluştu ve buradaki birçok yerleşim yeri deniz suları altında kaldı. Bu tezimizi deniz katmanlarını ölçüp, suların yükselmesi grafiğini çizerek ispatlamaya çalıştık.''

Suların yükselmesi olayının 100 ila 120 yıllık bir süreçte gerçekleştiği biliniyor. Sular yüzünden yükseklere yerleşmeye başlayan insanların karşı tarafa geçebilmek ya da yeni yerleşim yerleri arayabilmek için ilk kez ''sal'' yapılmıştır. Hayvanlarını ve yiyeceklerini alarak yola çıktığını anlatan Doç. Dr. Yaşar, ''Karadeniz'in kara bölümünün de çoğunun sular altında kalmasıyla, daha doğuya giderek Ağrı Dağı'na geldikleri ve oradan da Mezopotamya'ya inip uygarlıklar oluşturdukları, arkeolojik kalıntılarla doğrulanmıştır''

Çalışmaların sonuçları, ABD'nin en yüksek tirajlı ''Deniz Bilimleri'' dergisinde yayımlanarak dünya literatürüne girmiştir. (32-33)


Nuh Tufanının Muhtemel Oluşum Mekanizması
Şekillerdeki deniz seviyesi yükselim hızı Fairbanks’dan alınmış ve dünya genelindeki açık denizlerde olan yükselim hızıdır. Oklar, insanların tarım alanlarının sular altında kalmaya başlaması ile gittikleri yönü göstermektedir.

A) 18.000 yıl öncesindeki deniz seviyesi günümüz deniz seviyesinden 120 metre daha aşağıda idi.

B) Bu tarihten sonra küresel ısınma dönemi başlamış ve buzulların erimeye başlaması ile deniz seviyesi yeniden yükselmeye başlamıştır. İnsanlar, suların yükselmesi ile su altında kalan tarım alanlarını terketmek zorunda kalmış ve daha yüksek yerlerde tarım yapmaya başlamışlardır. Bu yükselim Akdeniz gibi açık denize bağlı denizlerde zaman zaman yıllık 25 mm gibi bir hıza ulaşırken (Fairbanks,1989), Karadeniz’in yükselim hızının ise, bu son yapılan çalışmada, önceki araştırmalardan farklı olarak, yıllık 60 mm civarında olduğu belirlenmiştir. (Aksu ve.diğ., 2002). Bugün dünyamızdaki yükselim hızının ortalama 1,1 - 3 mm olduğu düşünülürse, bu dönemlerdeki seviyenin ne kadar hızlı yükseldiği görülebilir. Özellikle Karadeniz’deki yükselim, bu dönemlerde muhtemelen 40 yıl olan insan ömründe 2,5 metre civarındadır. Nuh Tufanı olayı ile ilgili hikayelerin bu bölgede yoğunlaşması, Karadeniz’in diğer denizlere göre çok hızlı yükselmesi ile ilgili olma ihtimali çok yüksektir.

C) Anakaraya doğru hareket eden insanlar, sular yükseldikçe daha yüksek yerlere doğru taşınmaya devam etmişlerdir. Ancak ada haline dönüşen kara parçalarındaki yaşamını devam ettirmeye çalışan insanların yaşam alanları daralmaya başlamış ve denizin yükselmeye devam etmesi ile anakaraya ulaşmak için düşünceler üretmeye başlamışlar.

D) Ada haline dönüşen kara parçalarında yaşamlarına devam ettirmeye çalışan insanların, suların yükselmeye devam etmesi ile belki de dünyadaki ilk ciddi deniz araçlarını (büyük sal?) yaparak, tohumlarını ve hayvanlarından birer çift alarak anakaraya geçmeye çalışmış olmaları ihtimali yüksektir. (31)






3- GEMİ İLE İLGİLİ BİLİMSEL ÇALIŞMALAR


A- Bilimsel Çalışma, Nuh’un Gemisinin Denizde Yüzebileceğini Gösterdi
1993 yılında Güney Kore’de dünya standartlarında gemi araştırması yapan bir merkezde, Dr. Seon Hong başkanlığında büyük bir bilimsel çalışma yapıldı. Çalışmanın odak noktasını Nuh’un Gemisi oluşturuyor.

Dr. Hong'un ekibi, hangi tasarımın en pratik olduğunu keşfetmek için farklı oranlardaki on iki gemi gövdesini karşılaştırdı. Araştırma ekibi, Nuh'un Gemisi'nin oranlarının, birbiriyle çelişen maksimum istikrar (alabora olmaya direnç), maksimum konfor (deniz tutuşu) ve maksimum güç taleplerini dikkatlice dengelediğini buldu. Nuh’un Gemisinin, modern bir kargo gemisiyle aynı oranlara sahiptir. Bir başka ifadeyle geminin, yaklaşık olarak 483 treylerin taşıyacağı kargoyu taşıma kapasitesine sahip olduğu hesaplanmıştır. Çalışma geminin 100 ft (30 m) yüksekliğindeki dalgalara dayanabileceğini de doğruladı.

Nuh'un Gemisi’nin uzun olması, denizde seyir yani sürüş konforu için gerekliydi. Geminin dayanıklı ve stabil olması, uzun gemi gövdesini gerekli kılmıştır. Tufanda dalgaların çok büyük olması beklentisiyle bu ölçülerle dizayn edilmiştir. (34)



B- Bilimsel Veriler, Nuh’un Gemisinin Yüzebileceğini Kanıtladı
Bilim çevresinde Nuh’un Gemisi ile ilgili olarak pek çok çalışma yapılıyor. Bunlardan bir tanesi de; Nuh’un Gemisinin yüzüp yüzemiyeceği konusudur.
Leicester Üniversitesi'ndeki dört fizik yüksek lisans öğrencisi, Kutsal Kitap’ta ölçüleri verilen (Nuh’un Gemisi) boyutlardaki hayvanlarla dolu bir geminin teorik olarak yüzebileceğini kanıtladı. Yapılan çalışmalar, 11 Kasım 2013 tarihinde hakemli dergi Journal of Physics Special Topics’de yayımlanmıştır.

Su, kendi yoğunluğundan az yoğunluğa sahip olan cisimleri, yüzeye doğru itmektedir. Yoğunluk farklılıklarından ortaya çıkan itme kuvveti etkisiyle cisim yüzmeye başlar. (Arşimet Prensibi)

Bir teknenin yüzmesi için, suyun ağırlığı ile aynı miktarda kuvveti uygulamak zorundadır. Bu kaldırma kuvveti aslında geminin alabileceği ve batmayacağı en büyük ağırlıktır. Başka bir deyişle, sudan daha fazla yoğunluğa sahip bir nesne batar.

Kitab-ı Mukaddes yaklaşık olarak geminin hacmini verdiğinden onu inşa etmek için kullanılan ahşabın kütlesi hesaplanabilir. Bundan sonra yapılacak iş; sudan daha yoğun hale gelmeden önce ne kadar kütle kaldırabileceğinin bulunmasıdır.

Çalışmada; Kitab-ı Mukaddes’deki verilere göre geminin ölçüleri; 144,6 m uzunluk, 24,1 m genişlik, 14,46 m yükseklik olarak alınmıştır.

Selvi ağacının yoğunluğunu kullanarak, geminin ağırlığı hesaplandı: 1.200.000 kilogram (Titanik yaklaşık 53.000.000 kilogram ağırlığında). Deniz suyunun yoğunluğuna bağlı olarak, boş bir kutu şeklindeki geminin gövdesi sadece 0,34 metre suya daldırılmasıyla yüzeceği anlaşıldı. Söz konusu bu boş geminin kütlesinin 50.540.000 kğ olabileceği bulunmuştur. Ortalama bir koyun yaklaşık olarak 23,47 kilogramdır. Böylece, Kitab-ı Mukaddes’de ölçüleri verilen geminin yaklaşık olarak 2,15 milyon koyun taşıyabileceği hesaplanmıştır.

Dünyadaki hayvanların her birinin gemiye yerleştirilmesi tamamen farklı bir konudur. Bilim çevresi, bugün gezegenimizde yaşayan modern tür popülasyonlarını üretmek için Nuh'un kaç türün kurtarması gerektiği konusunu araştırıyorlar. Bilim insanları bugüne kadar yaklaşık 1,7 milyon türü tanımladılar. (Başka bir kaynağa göre 8,7 milyon tür olduğu bildirilir.) Yüksek lisans öğrencileri, gemide temsil edilen ortalama tür kütlesi için koyun seçilmesi halinde, teorik olarak geminin alabora olmadan hepsini taşıyabileceğini iddia ediyorlar.

Bazı bilim insanları Nuh'un gemisi gerçekten 8,7 milyon türünü taşıyacağına ihtimal vermiyor. Ancak Yeni Ahit bilginleri ve yaratılışçıların bir çözümü var. gemide ihtiyaç duyulan hayvan sayısının azaltılabileceğini savunarak, tür yerine çeşit/aile sınıflandırmasına indirgenebileceği ve daha sonra Allah’ın gemideki yolcuların ve hayvanların genetik materyaline sonsuz kalıtsal çeşitlilik olasılığını getirdiğini öne sürmektedir. Tahminlerine göre Nuh'un kargosu yaklaşık 2.000 ila 50.000 hayvan arasındadır. Bu listeye deniz canlıları dahil edilmemiştir. (35-36-37)



C- Nuh’un Gemisi Dünyadaki Tüm Hayvanları Taşıyabilecek Kapasitededir
Dr. Morris ve Dr. Whitcomb’a göre sel sırasında yaklaşık 35.000 farklı hayvan, kuş vb canlı olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla 35.000 canlıdan birer çift gemiye yüklenebileceği fiziken mümkün görülüyor.

35.000 sayının fazla olduğunu düşünenler de var. Evrimsel taksonomist Ernst Mayr, Sistematik Zooloji Prensipleri kitabında daha düşük bir rakam ortaya koydu. 1980'de dünyada 21.000 farklı hayvan türü olduğunu tahmin etti: (Nuh Tufanı zamanında bu sayı daha azdı)

3.700 memeli
8.600 kuş
6.300 sürüngen
2.500 amfibi
21.100 toplam hayvan sayısı (38)

Bir başka kaynağa göre Nuh tufanı zamanındaki hayvan sayısı ise;
546 memeli tür,        1.644 hayvan,
284 kuş türü,            3.676 hayvan,
320 sürüngen türü,     928 hayvan,
248 amfibi tür,             496 hayvan,
Toplam yaklaşık        1.400 tür,  7.000 hayvandır. (39)



D- Nuh’un Gemileri İle Türler Değil, Üst Familya Taşınmıştır
Dünyadaki hayvanların, bitkilerin ve organizmaların çeşitlenmeleri tufandan sonra olmuştur. Yani, yaratılan türler içinde çeşitlerin ortaya çıkması tufandan sonraki iki yüz yıl içinde gerçekleşmiştir. Örneğin: Devegiller; tek hörgüçlü deve, çift hörgüçlü deve, alpaka, lama, cama, vikunya gibi hayvanlar deve familyasından türemiştir. Tüm deve familyası yüzün üzerinde türe sahiptir. Yaratılan türler içinde tüm deve ailesinin de bir baremi vardır.

Günümüz türlerinin familya veya süper familyadan (üst familya) türemiştir. Üst familya, baremlerin çoğunun bulunduğu yerdir. Yani memelilerde sahip olduğunuz modern türler yüzünden sayı fazla görülüyor. Aile başına belki yüz on tür düşer. Tüm bu çeşitlilik tufandan sonra olmuştur. Tür sayısında artış Tufandan sonraki 200 yıl içinde meydana gelmiştir. Tufandan sonra türlerin yayılışının çok hızlı olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Dünyanın yeni şartlarına ayak uyduramayan bazı hayvanların ataları yok olmuştur. (66-69. Dakika). (40)

Örneğin; katır, bardo gerçek bir tür değildir. Bu hayvanlar "melez bir üretimdir." Aynı şekilde, çeşitli sığır türleri ve koyunlar da orijinal türlerin sadece çeşitleridir. (41)

Bazı bilim insanları, Nuh’un gemisine bindirilecek hayvanların tanımlanmasında kullanılan “tür” (kind) kelimesinin; “aile” (family) kelimesi ile aynı olduğu görüşündedir. Biyoloji dersinden hatırlanacağı gibi, modern taksonomide bu şekilde ifade edilir. “her türden ikisi” kelimesi yerine “her aileden ikisi” şeklinde anlaşılabilir. Çünkü, ailedeki üyeler farklı cins ve türlerde olsalar bile her hayvan birbiriyle çiftleşebilir.

Örneğin köpekgiller-köpek ailesi üyeleri çiftleşip yavru üretebilir. Çakal, evcil köpek çiftleşebilir. Kurt ve köpekten kurt köpeği melezi, hatta köpek ve tilkiden melez üreyebilir. Bunlar aynı aile sınıfında olduklarından üreme birimi olurlar. Tufandan sonra hayvanların yeniden üremesi söz konusu olduğunda bunun türden değil, aile düzeyinde başladığı fikri çok mantıklı görülüyor.

Kedigiller-kedi ailesi üyelerinde de temelde çiftleşme ve yavru üretme yetenekleri bulunur. Aynı şekilde atgiller-at ailesinde de aynı durum söz konusudur. Atlar, eşekler, zebralar aynı aileden oldukları için çiftleşebilir ve yavru üretebilirler.

Nuh peygamber gemiye üç yüz ya da dört yüz çift köpek almadı, sadece köpek ailesinden bir çift aldı. Tufandan sonra hayvanlar hızla çoğaldılar. Tüm köpek ırkları ve köpek türleri aynı aileden türediler. (21-26. dakika) (39)


Gemilerde Muhtemelen Yavru Hayvan Taşındı
Gemiye; fil, dinozor, su aygırı gibi büyük hayvanların yavrularından erkek-dişi bir çift alınabilir. Dinozorun yavrusunun bufalo büyüklüğünde olduğundan hem gemide fazla yer kaplamaz hem de bakımları kolay olur. (39)

6.800 yavru hayvan çifti Nuh’un gemisine sığabilir. Ayrıca; bakımlarının kolay olması, yiyecek tüketiminin az olması ve gübre gibi atıkların az olması nedeniyle gemiye yavru-genç hayvan yüklenmesi tercih edilebilir.

Bilindiği gibi tufan dönemindeki hayvanlar, günümüze ulaşmış hayvan türlerinin orijinalleridir, atalarıdır. Günümüzdeki bazı hayvanların orijinalleri yani ataları çok daha küçüktür. Bu konu, yaratılış bilim insanları tarafından kabul edilmiştir.
Örneğin; orijinal at türünün, günümüzdeki atlardan çok küçük boyutlarda olduğu bilinmektedir. Su aygırları da aynı şekilde: dev Nil su aygırları olduğu gibi, cüce su aygırlarının da varlığı bilinmektedir. Dinozorların hep devasa büyüklükte oldukları düşünülmektedir. Ancak yetişkin bir dinozorun boyu ortalama bir bizon veya bir bufalo kadardır. Bunlar göz önüne alındığında Nuh’un gemisinde hayvanların barınması sorun olmamıştır.

Gemideki hayvanların bir yıllık su ihtiyacı 322.400 galondur (1.220.417 litre). Bir yıllık gıda ihtiyacı da 400 ton gıdadır. Bu miktarlar geminin hacminin % 20’sine karşılık gelir. Bu veriler ışığında gemi kapasitesinin insanları, hayvanları, su ve gıdayı rahatlıkla taşıyabileceğini söyleyebiliriz. (42)

Başka bir fizibilite çalışmasında; tufan döneminde, nesli tükenmiş türler de dahil olmak üzere yaklaşık 8.000 tür önerilmiştir. Bu nedenle, gemide yaklaşık 16.000 hayvan olacaktır. Nuh’un gemisine yüklencek hayvanların bakımı konusunda jeolog John Woodmorappe’nin çok detaylı çalışması incelenebilir. (43)

Ernst Mayr, yaklaşık bir milyon hayvan türü olduğunu hesapladı. Bunların yüzde 60'ı deniz hayvanları ve geri kalan yüzde 70'i böceklerdir. 20.000'den az kara hayvanı türü (memeliler, sürüngenler, kuşlar ve amfibiler) vardır. Tüm kara hayvanlarının ortalama boyutu bir ev kedisinden daha büyük olmadığından, her türden ikisini Gemi alanının sadece % 41'ine rahatça sığdırabilirsiniz. Öyleyse, hepimizin sorması gereken soru şudur: Nuh, Gemideki o fazladan boşlukla ne yaptı? Radar taramalarında, geminin alt katı, hem her bir dış duvar boyunca hem de ortada, aralarında yürüme yolları bulunan çok sayıda küçük oda (kafes) içerir. Kafeslerin boyutu, hayvanların hepsinin küçük olduğunu gösteriyor - muhtemelen sütten kesilmiş hayvanlar. Bu mantıklıdır. Bir meşe ağacını korumak isterseniz, gemiye tam olarak yetişmiş bir ağaç almazsınız, sadece bir meşe palamudu alırsınız. (21)

Planlı hayvan bakımı, iş gücünden ve zamandan tasarruf sağlar. Bu durum sekiz kişinin 16.000 canlıyı besleyip bakabileceğini gösteriyor. Eski atasözünün dediği gibi, "Daha çok çalışmayın, daha akıllı çalışın." (44)


Melezleme (Hibridizasyon)
Yeni canlı formların oluşması - türlerin ortaya çıkması -, evrim teorisinin odak noktasıdır; biyolojik çeşitliliğin ortaya çıkması yeni türler sayesinde olur. Evrim kuramı aynı zamanda, yeni taksonomik grupların (yeni türler, yeni, cinsler, yeni familyalar hatta yeni alemler) ortaya çıktığı makroevrimi de açıklamaktadır. Türleşme (yeni türlerin meydana gelmesi), anahtar süreçtir; çünkü, herhangi bir cins, familya ya da daha yüksek düzeydeki takson, daha yüksek bir taksonun başlangıç üyesi olmak için yeterli yeniliklere sahip olan yeni bir tür ile ortaya çıkar. (45)

Bu nedenle Nuh tufanı döneminde gemiye binen hayvanların, familya düzeyinde bir çift olması biyoloji açısıdan daha uygundur. Tufandan sonraki süreçte, aynı ailenden farklı bireylerinin aralarında çiftleşmesiyle yeni türler ortaya çıkmıştır. Böylece, günümüze kadar ulaşan türlerin ortaya çıkmasının önü açılmıştır.



Hayvanlardan “Birer Çift” Konusu
Nuh peygamberin yaşadığı dönemdeki hayvanların taksonomide bulunduğu yerin; üst familya olduğu bilim insanları tarafından ortaya konmuştur. Tufan döneminde Nuh peygamber, bu hayvanların üst familya çiftlerini gemilerde taşınmıştır. Günümüzdeki cins, tür ve alt türler tufandan sonra hızla türleşmiştir.

Bilim insanlarının yaptığı çalışmalarda, dünyadaki tüm hayvanların Nuh’un gemisine rahatlıkla sığabileceği ve güvenli bir şekilde taşınabileceği hesaplanmıştır. Tufan sırasında gemilerle taşınan hayvanlar konusunda dikkat çekmek istediğim bir nokta var. O da şudur:

Nuh Tufanı, dünyanın yirmi yerinde çok uzun bir süreç ile gerçekleşmiştir. Tufan, dünyanın farklı bölgelerini etkilemiş olmasına rağmen dünyanın tamamını sularla kaplamamıştır. Ancak, bu büyük sel olayı dünyanın bir kısmını direk, geri kalan kısmını ise dolaylı olarak etkilemiştir. Tufanın bölgesel olması demek; dünyanın tüm hayvanlarının gemiye yüklenmeyeceğini, sadece Nuh Peygamberin toplumunun yaşadığı bölgedeki hayvanların üst familya çiftlerinin yükleneceğini ifade eder.

Bu konu, Kur’an ayetleri ile uyumludur;

36,37. Ve Nûh'a vahyolundu: “Kesinlikle toplumundan iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için onların yaptıkları şeylere üzülme. Ve Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Şirk koşmak sûretiyle yanlış; kendi zararlarına iş yapan kimseler hakkında da Bana hitapta bulunma. Kesinlikle onlar, suda kesin boğulacaklardır.”
38,39. Ve o, gemiyi yapıyordu, toplumundan bazı ileri gelenler, o'na her uğrayışta o'nunla alay ediyorlardı. Nûh dedi ki: “Bizimle alay ediyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz.” –Artık o aşağılatıcı azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin üstüne ineceğini ileride bileceksiniz.–
40. Sonunda emrimiz geldiği ve iş kızıştığı zaman Biz dedik ki: “Her cinsten birer çifti ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş olanları onların içine yükle.” –Zaten o'nunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.– (Hud 36-40)

27-29. Bunun üzerine Biz o’na: “Bizim gözetimimiz ve vahyimiz ile gemiyi yap. Sonra Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler hâlinde iki tane ve bir de onlardan, daha önce kendisi aleyhinde Söz geçmiş olanların dışındaki aileni, yakınlarını, inananlarını gemiye sok. Şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapmış olanlar konusunda Bana başvurma. Şüphesiz onlar boğulmuşlardır; kesin olarak suda boğulup öleceklerdir. Sonra sen ve beraberindeki kişiler gemiye yerleştiğinde de: ‘Tüm övgüler, bizi şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar topluluğundan kurtaran Allah içindir; başkasını övmeyin’ de! Ve: ‘Rabbim! Beni bolluk olan bir yere indir/bana bolca ikramda bulun. Sen, indirenlerin/ikramda bulunanların en iyisisin’ de” diye vahyettik. (Müminun 27-29)

Ayetlerde geçen مِنْ كُلٍّ - min külli ifadesi; hepsinden, her birinden anlamındadır. Bu sözcük tür ve çeşit anlamında değildir. Ayette, Nuh Peygamberden istenen şey; tufan dönemindeki hayvanların hepsinden birer çiftin gemiye yüklenmesidir. Bilimsel olarak açıklandığı üzere, Nuh Tufanının olduğu dönemdeki hayvanlar, günümüzdeki gibi geniş türleri henüz oluşturmamıştı. İşte Nuh Peygambere verilen görev; kendi zamanındaki ve sadece tufan bölgesindeki hayvan familyasının/ailesinin hepsinden birer çiftin gemilere yüklenmesidir. (39-40)

Hud 37 ve Müminun 27.nci ayetlerde gemi kelimesi için kullanılan “fülk” sözcüğünün çoğul anlama geldiğini yani gemiler olarak anlaşılması gerektiğini hatırlatmak isteriz. (1)

İleri sürülen başka bir görüşe göre: Nuh peygamber; inek, koyun, at, tavuk, horoz, deve ve benzeri hayvanları gemiye almıştır. Çünkü, Tufan nedeniyle canlılığını büyük ölçüde yitirmiş olan bölgede yeni kurulacak hayat için gerekli olan temel hayvanlar taşınmıştır. Doğadaki diğer hayvanların gemiye alınmasına gerek yoktur.

Bu görüşe karşılık göz önünde tutulması gereken iki nokta vardır:
Birincisi; Her bir canlının doğaya katkısı ve desteği vardır. Nesli tükenen canlıların yeri doldurulamayacağı gibi doğaya yapacağı destekten mahrum kalmak telafisi mümkün olmayan zararlara neden olur. Bunun gibi noksanlıkların ve hataların, Rabbimizin planında yeri yoktur.

İkincisi; ayetlere baktığımızda, hepsinden/her birinden anlamına gelen min külli ifadesinin kullanıldığı görülür. Bu ifade ile Nuh peygamberin yaşadığı bölgedeki hayvanların tümünün yani evcil-vahşi hayvanların hepsinden bir çiftin gemiye yüklenmesi kastedilir.


Allah’ın Yaratışındaki İncelikler
Allah, sayısını bilemediğimiz canlı yaratmıştır. Bu canlılar dikkatle incelendiğinde, Allah’ın onları kusursuz olarak yarattığı görülecektir. Allah, canlıları en az enerji ile en çok işi yapacak şekilde yaratmıştır. Canlıların yaratılışındaki bu özellik sayesinde; onların yorulmadan, zahmet çekmeden yaşam sürmeleri sağlanmıştır.

Nuh’un Gemilerine binecek canlıların üst familyadan birer çift seçilmesindeki usül de aynıdır. Allah, Nuh peygambere gereksiz yere hamallık yaptırmamıştır. Örneğin günümüzdeki yaklaşık dört yüz köpek türünün hepsinden birer çift erkek-dişi köpek gemiye yüklenmemiştir. Köpek familyasından bir erkek-dişi çift binmiştir. (Zaten, bu kadar köpek türü son 500 yıl içerisinde ortaya çıkmıştır, Nuh peygamber döneminde bu türler henüz yoktur.) Görüldüğü gibi hayvanlar en uygun şartlarda gemilerde taşınmıştır.

Canlıların gemide taşınması; teknik, sade, pratik ve ekonomik yöntemlerle gerçekleşmiştir. Allah’ın kusursuz planında en ince ayrıntıların gözetildiği, boş ve anlamsız hiçbir şeyin olmadığı görülüyor. Çünkü, Allah, boş ve gereksiz bir iş yapmaz. (39)




4- TUFAN’IN GERÇEKLEŞTİĞİ DÖNEM


A- BUZUL ÇAĞI
Pleistosen Çağ, genellikle 2,6 milyon yıl önce başlayan ve yaklaşık 11.700 yıl öncesine kadar süren zaman periyodu arasındaki zaman olarak tanımlanır. Son buzul dönemi olarak da bilinen bu dönemde, gezegenimizin büyük bir bölümü buzullar ile örtülüydü.

Dünya yaratıldığından beri, yani yaklaşık 4,6 milyar yıllık süre içerisinde, bugüne kadar belgelenen 5 büyük buzul çağı vardır. Bu buzul çağlarının çoğunluğu ise insanın tarih sahnesine çıkışından önce yaşandı. (30)

Nuh Tufanı, Pleistosen Çağında (Buzul Çağı), çeşitli faktörlerin etkisi ile buzulların erimesi sonucunda gerçekleşmiştir. Bu etkiler kısaca;


Buzulların Erime Nedenleri
Dünya'nın Yörüngesindeki Değişim, (Milankoviç Döngüleri)
Sera Gazları
Güneş Lekeleri
Volkanik Patlamalar
Levha Tektoniği
Geri Besleme

İklim Bilimci Dr. Peter Huybers, "Science" dergisinde 2009 yılında yayınlanan makalesinde: Yaklaşık 12 bin yıl önce son buzul çağının sona ermesindeki en önemli faktörün, volkanik aktivitelerdeki dramatik bir artış olduğunu ifade etmiştir. Volkanların, bir sera gazı olan karbondioksitin (CO2) yer atmosferinde artmasına sebep olduğunu, bunun ise sonuçta Dünya'nın daha fazla ısınması anlamına geldiğini belirtmiştir. (46)



B- HOLOSEN DÖNEM
Dünya'da buzul çağına ait koşulların ortadan kalkmasına neden olan ısınma, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce Nuh Tufanı ile başlamıştır. Dünya jeolojik tarihinin son 12 bin yılını kapsayan dönem Holosen olarak adlandırılır. Orta Taş Devri veya Mezolitik Dönem olarak adlandırılan bu çağ, jeolojideki Holosen Dönemine karşılık gelir.

Buzul çağına ait iklim koşullarının ortadan kalkması ve sıcaklıkların yükselmesi, son 12 bin yıldır başta doğal çevrede; özellikle bitki örtüsünde, toprak oluşumunda ve yeryüzünde işleyen süreçlerde önemli değişmelere yol açmıştır. İnsanın yaşam tarzı açısından ele alındığında, "Neolitik Devrim" adı verilen tarım faaliyetlerinin başlaması ve ilk yerleşik yaşama geçiş Holosen'de gerçekleşmiştir. Paleoklimatik çalışmaların sayısı arttıkça Holosen'de; buzul çağları ölçüsünde olmasa da bin yıl veya birkaç yüzyıl devam eden ve geniş alanlarda etkili olan iklim salınımlarının gerçekleştiği ortaya çıkmaktadır. (46)



5- TUFAN SONRASI DÖNEM VE TUFANIN İNSANLIĞA ETKİLERİ

NEOLİTİK DEVRİM
Neolitik Devrim, Tarım Devrimi olarak da adlandırılır. Tarım devrimi yaklaşık 12.000 yıl önce başladı. Son Buzul çağının sonu, içinde bulunduğumuz jeolojik devir Holosen’in ise başlarına denk gelen bu devrim, insanların yaşam tarzını, beslenme alışkanlıklarını ve birbirleriyle etkileşimini sonsuza dek değiştirdi. Neolitik dönem boyunca, avcı toplayıcılar avlarının peşinde koşarken doğal dünyayı adım adım geziyordu. Ancak, daha sonra köklü bir değişim gerçekleşti ve bu göçebe insan toplulukları avcı toplayıcılıktan yerleşik bir düzene geçerek çiftçi oldular. Böylece üretici ekonomiye geçiş çağı başlamış oldu.

Tarımsal faaliyetlerin ilk kez, Orta Doğu topraklarında yer alan Bereketli Hilal’de, birden fazla insan grubu tarafından birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirildiği düşünülüyor. Avcı toplayıcılıktan tarıma yöneliş tüm dünyada belgelendirilmiştir.

Bu bağlamda, “tarım devrimi”nin farklı zamanlarda farklı yerlerde gerçekleşen bir dizi devrimden oluştuğunu söylemek mümkün. Tarımı yapılan ilk besinlerin arpa, bezelye ve mercimek olduğu tespit edilmiştir.

İnsanlar tarımla haşır neşir oldukça, hayvanları evcilleştirip onları bu uğraşa dahil etmeye başlamıştır. Irak ve Anadolu’da koyun ve keçi yetiştirildiğine dair 12.000 yıl öncesine dayanan delillere rastlandı. Evcilleştirilen hayvanların iş gücü olarak kullanılması daha kapsamlı tarımsal faaliyetleri mümkün kılmış ve istikrarlı bir şekilde artan nüfusa et ve süt yoluyla ek besin sağlamıştı.

Neolitik Devrim, dünyadaki insan nüfusunun çok büyük bir kısmını, zaman içinde avcılık-toplayıcılıktan koparıp tarımcı - hayvan yetiştiricisi topluluklar haline getirmiştir. Neolitik Devrim nasıl birkaç bölgede ortaya çıkıp dünyanın bütününe yayıldı? Neolitik Devrim'den önce dünya nüfusunun 5-10 milyon olduğu tahmin edilmekte ve en fazla 20 milyona ulaşabileceği hesaplanmaktadır. Neolitik Devrim'den Sanayi Devrimi'ne kadar geçen 10-12 binyıllık süre sonunda dünya nüfusu 750 milyon civarına ulaşmış, Sanayi Devrimi'nden sonra günümüzde kabaca 7,5 milyara çıkmıştır.

Kısacası, bugün içinde yaşadığımız ve etkisi altında olduğumuz birçok toplumsal yapı, aile, hukuk düzeni, mülkiyet ve benzeri toplumsal, askeri, idari kurumun temelleri bu tarıma geçiş (Nuh Tufanından sonra) sürecinde atılmıştır.

Dağınık ve toplumsal dayanışmadan yoksun Neolitik Dönem öncesi bireyleri, üretim devrimi ile birlikte, yerleşik yaşam tarzına geçmekle, hem daha güvenli bir yaşam sürdürmüşler, hem de bir arada yaşamanın sonucu olarak sosyal ilişkilerinde de ilerlemeler kaydetmişlerdir. (47-48-49)

Nuh Tufanı olarak adlandırılan büyük tufanın gerçekleşmesi, bugünkü yaşam için, canlıların bu seyiyeye gelmesi için bir zorunluluktu. Yaşam için; uygun iklim, flora, fauna ve habitatın oluşması gerekir. Cenabı Hakkın, canlılığın devamı için koyduğu yasa işliyordu. İnsanlık, bu yasaları inceleyerek yaratılışın nasıl gerçekleştiğini bilimsel yöntemlerle öğreniyor.


Peygamberin Getirdiği Vahy Sayesinde, İnsanlık Sıçrama Yapmıştır
Dünya'da buzul çağına ait koşulların ortadan kalkması, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce Nuh Tufanı ile başlamıştır. Buzul çağının sona ermesi ve sıcaklıkların yükselmesi, doğal çevrede; özellikle bitki örtüsünde, toprak oluşumunda ve yeryüzünde işleyen süreçlerde önemli değişmelere yol açmıştır. Tufandan sonra insanlığın gelişmesi ve sosyal hayatın başlaması için uygun ortam hazırlanmıştır. Yaşam tarzı açısından ele alındığında, "Neolitik devrim" adı verilen tarım faaliyetlerinin başlaması ve ilk yerleşik yaşama geçiş de bu döneme denk gelir.

Görüldüğü gibi, Nuh Tufanı’ndan sonra insanlık büyük bir sıçrama yapmıştır. Tufandan sonra insanlık tarihinde medeniyetler çağı başlamıştır diyebiliriz. Allah’ın kusursuz planını dikkatle inceleyecek olursak, vahiy getiren elçiler toplumlarını hep barış ve selamete taşıdıklarını görürüz. İnsanlık tarihinde bunun pek çok örneği vardır. Bilim çevresinde Antropologlar bu noktaya dikkat çekerler. Tarihin normal seyri içerisindeyken bazı toplumların birdenbire bir sıçrama yaptığından bahsederler. Böyle birdenbire yükselen toplumların başında hep ‘önder insanlar’ın olduğuna dikkat çekerler.

Nuh Peygamber Karadeniz Bölgesinde Mi Yaşadı?
Bazı bilim insanlarının; Karadeniz Bölgesinde yaşayan Nuh Peygamberin gemiyi inşa ettiği, Tufan başladığında gemi ile sular altında kalan Karadeniz bölgesinden doğuya doğru ilerlediği ve Ağrı Dağı yakınlarındaki Tendürek Dağı eteklerine oturduğuna dair görüşü vardır. Dolayısıyla, Nuh Peygamberin toplumunun izlerinin tufanın çok şiddetli yaşandığı Karadeniz bölgesinde aranması gerektiği sonucuna varabiliriz. Tufan öncesi göl olan Karadenizde suların altında kalan yerleşim yerlerinin varlığı da bilinmektedir.

Ayrıca, Nuh peygamberin gemi yapımında kullandığı bilinen yaprağını dökmeyen ağaç türlerinin Karadeniz bölgesinde yetiştiği bilinmektedir. Gemi çapa taşı olarak kullanılan bazalt taşları, Sinop İli Boyabat ilçesinde de bulunur. Bu veriler ışığında, Karadenizin sular altında kalan bölümlerinde Nuh peygamberin toplumunun aranmasında yarar vardır.


Nuh Peygamberin Toplumu Mezopotamya’da Değildi
Tarihi ve arkeolojik veriler öne sürülerek Nuh Tufanının Mezopotamya bölgesinde gerçekleştiği iddia edilir. Nuh Tufanın geniş bir çoğrafyada yaşandığı ancak, en şiddetlisinin Karadeniz bölgesinde gerçekleştiği artık bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dolayısıyla tufanda boğulan Nuh kavminin, Karadenizin dibinde olma ihtimali vardır.

Tufandan sonra Nuh peygamberin kurduğu şehir Nauxan ise günümüzde, Kazan-Mahşer Köyü yakınlarındadır. Bu şehirde Sümer öncesi yaşam izleri bulunmaktadır. Bu bölgeden yayılan insanlar daha sonra Mezopotamya medeniyetlerini kurmuşlardır.

Tufanın kaynağı kuzeydedir. Sel suları, kuzeyden güneye doğru Mezopotamya bölgesini de etkileyerek Basra Körfezine dökülmüştür. Yani, Mezopotamya sel zararı açısından tali bölgedir. Düşük rakımdaki Mezopotamya’dan, Nuh peygamberin gemi ile güneyden kuzeye, üstelik sel akışına karşı koyarak, daha yüksek rakımlı dağlara (Ağrı dağı ya da Cudi Dağı) yüzdüğünü öne sürmek hata olur. Bu görüşe dayanarak Nuh peygamberin kavminin Mezopotamya’da yaşadığını iddia etmek de yanlış olur.

Leonard Woolley’in Irak’ta yürüttüğü kazılarda sadece sel çamuru tespit edilmiş, Nuh’un Gemisi ile ilgili herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Tufan sırasında pek çok yerde olduğu gibi, Mezopotamya’da da sel çamurunun bulunması normaldir. Sel çamuru, tufanın kanıtıdır ancak Nuh’un Gemisi çalışmalarını aydınlatmak için tek başına yeterli değildir. Sel çamuru, sadece selin o bölgeye ulaştığını gösterir. Zaten Mezopotamya medeniyeti Nuh tufanından sonra kurulmuştur. Yani, bunlar Nuh toplumu değil, Nuh’un soyundan gelen insanlardır. Bir başka deyişle; Nuh peygamberin kavmi, Sümer (M.Ö. 4000-2000) öncesi insanlardır.



SONUÇ

Nuh tufanının gerçekleştiğinden artık kesinlikle eminiz. Şimdi de, Durupınar Sitede bulunan gemi formundaki kütlenin Nuh’un Gemisi olduğuna dair kanıtları özetleyelim:


• Durupınar Site’deki kütlenin radar ve diğer cihazlardan elde edilen verilerden içerisinde eşit 315-320 cm aralıklarla sinyaller alınmıştır. Kütlenin pek çok yerinde metal çivi ve perçin yüzeyde gözle görülebilmektedir.

• Kütlede, 4 fit (1,20 m) uzunluğunda sofistike bir alaşım metal çubuklar içeren fosilleşmiş perçinler bulundu.

• Geminin ahşap parçalarını bir arada tutmak için kullanılan bir çok; metal çivi ve metal köşebent bulunmuştur.

• Kütle, bir tür metal üretiminden kaynaklanan cüruftan (atık ürün), tonlarcası balast malzemesi olarak kullanılmıştır.

• Metal objeler sadece gemi formunun olduğu yerde bulunmuştur, kütlenin etrafında metal bulunmamaktadır.

• İçeride düzenli aralıklarla organize bir demir kalıp bulunur.

• İnsan yapımı kütlenin radar kanıtı (duvarlar, boşluklar, depo şekilleri, geçiş yolları, yan kapı yolu, rampa vb.)

• Geminin yan taraflarında düzenli dikey yapı - kaburga oluşturmak için yatay oluşumla kesişir.

• Kütleden sondajla alınan numunede gemi güvertesine ait taşlaşmış lamine ahşap bulundu.

• Gemi kütlesinde yapılan sondajda; kedi kılı ve erkek geyik veya impalaya ait olduğu düşünülen taşlaşmış boynuz kalıntıları bulundu. Aynı sondajdan alınan numunede taşlaşmış hayvan dışkısı tespit edildi.

• Gemi formatındaki kütle, Kitab-ı Mukaddes’deki ölçülere uygundur. 510 feet uzunluğunda, 160 feet genişliğinde, 30 feet yüksekliğindedir.

• Kütle simetrik olup, biçim olarak hidrodinamik geometriye sahiptir.

• Denizden iki bin metre yükseklikte, Kazan Köyü yakınlarında kütlenin oturduğu yerde on iki adet çapa taşı bulundu. (Kazan Köyü: Antik Nauxan kenti yakınındadır ve Köyün diğer isimleri; Mahşer, Kıyamet, Diriliş)

• Bilim insanları, bu çapa taşlarının dev dalgalarda gemiyi sabit tutmak için ağırlık olarak kullanıldığını düşünüyor.

• Cennet Duvarı: Gılgamış Destanında geçen Cennet Duvarı, Durupınar Site’ye 2 km uzaklıkta ve sitenin 610 metre yukarısında bulunur. Tufan sonrası Nuh peygamber tarafından Nauxan kenti bu kayalıkların önünde kurulmuştur.

• Nuh’un kurduğu şehir ve Nuh’un evi: Durupınar Site’nin 2 km yukarısında, antik Naxuan kenti bulunur. Burada çok sayıda ev ve etrafında çok sayıda mezar tespit edilmiştir. Bütün bu veriler, Sümer öncesi döneme ait güçlü kanıtlardır.

• Taş Çit (Kazan Köyü, antik Nauxan): Cennet Duvarı olarak anılan bölgede, hayvanların barındığı yerde taş çit duvar kalıntısı bulunmaktadır.

• Seramikli Duvar: Kazan Köyü yakınlarında, Nuh peygamberin şehrini (Naxuan) çevreleyen büyük kerpiç tuğlalardan yapılmış duvar bulunmuştur. Duvarın üzerinde, Nuh ve gemiyi tasvir eden bir seramik karo resim tespit edilmiştir.

• Asırlardır yörede yaşayan insanların, Nuh’un Gemisinin bu bölgede olduğuna dair yaygın inancı bulunur. Örneğin;
- Gemide bulunan sekiz kişiyi temsil eden sekiz adet haç şekli olan çapa taşı bulunmuştur.
- Gemideki sekiz kişiyi ve karayı bulmak için gönderilen kuşları tasvir eden taşa işlenmiş bir başka resim daha bulunmuştur.
- Durupınar Site yakınlarında bir çanak kalıntısı üzerinde; başındaki taç üzerinde Nuh yazan bir erkeğin elindeki çekiç ile bir şey inşa ettiğini tasvir eden resim bulunmuştur.

• Geminin oturduğu dağın adı Kıyamet dağı olarak adlandırılır.

• Geminin altındaki vadi Sekiz Vadisi olarak bilinir.


Bulunan Kütle Nuh’un Gemisidir
Kütle insan yapımı nesnedir. Gemi olarak tasarlanmıştır, yüksek matematik ve sofistike hidrodinamik ilkeleri bilgisi içerir. Gemi için uygun boyut ve hacimdedir. Uygun coğrafi konumdadır ve uygun büyüklükte çapa taşları gemiye eşlik ediyor. Bunlar deniz seviyesinden 6.000 fit yükseklikte, binlerce kişinin yaşadığı bir bölgede dindarlar tarafından ziyaret edildi. Geminin oturduğu yerin etrafı dağlarla çevrilidir ve çevredeki köyler antik çağlardan isimler taşır. Sümer-Akkad, Babil, Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an’ın tufan ile ilgili bilgileri ile tutarlıdır. Bütün bunlar Nuh’un Gemisi için güçlü kanıtlardır. (19)



Nuh’un Gemileri Kargo Gemisidir
119,120: Bunun üzerine Biz de o'nu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde kurtardık. Sonra da arkalarından arta kalanları suda boğduk. (Şuara 119,120)


41,42.Bizim, şüphesiz onların soyunu dopdolu bir gemide taşımamız ve şüphesiz kendileri için onun gibi binecekleri şeyleri oluşturmamız da duyarsız toplum için bir delildir. (Yasin 41)


Nuh’un Gemisi kütlesi ve diğer kalıntıların tarihlenmesi yapılmamıştır. Bazı disiplinler arası çalışmaların eksikliği bulunmaktadır. Bu çalışmaların bir an önce tamamlanması gerekmektedir. Ancak buraya kadar sayılan kanıtların ışığında, Durupınar Site’de bulunan kütlenin Nuh’un gemilerinden birisinin olduğu yönünde çok güçlü kanaat oluşmaktadır.

Hatırlayacak olursak; Dünyanın tüm hayvan çiftlerinin tek bir gemide taşınabileceği bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştu. Nuh peygamberin en az 3 gemi yaptığı ve tufanın bölgesel olduğu göz önüne alındığında, bu hayvanların taşınması daha kolaydır. Dünyanın tüm hayvan çiftlerinin tek bir gemide taşınabileceği bilim ile çelişmiyor, bu durumda hayvanların birden fazla gemi ile taşınması aklın kabul edebileceği bir olgu olur.

Böylece, Nuh kıssasında da Kur’an ayetlerinin Hakk olduğu hemen görülür. Kur’an’ın, 1400 yıl önce haber verdiği bu bilgileri yirmibirinci yüzyılda yeni öğrendik. Başka bir Kur’an mucizesine şahit oluyoruz.

15.Böylece Biz, o’nu ve gemi halkını kurtardık ve gemiyi/ cezayı/ kurtuluşu âlemlere bir alâmet/gösterge yaptık. (Ankebut 14-15)

Ankebut 15. Ayette, insanlığın ibret olması için; Nuh peygamberin, gemi halkının kurtarılması, geminin/cezanın/kurtuluşun alemlere alamet/gösterge yapıldığı ifade ediliyor. Burada Nuh ve beraberinde kurtulan müminlerin alamet/gösterge olması, ahiret ve hesap günü gelmeden önce kendi yaşantımızın muhasebesini yapmamız için bizi uyarıyor. İnsanın ibret alması ve imanını bütünleyerek hesap gününe hazırlanması gerekiyor.

Bu ayetler aynı zamanda gemi kalıntılarının incelenerek; arkeoloji, antropoloji gibi bilimlerin sağlayacağı bilimsel verilerin de insanlar için alamet/gösterge olduğu gerçeğine de dikkat çeker.
Ayrıca tufan olayının; hidroloji, jeoloji, antropoloji, arkeoloji, etoloji gibi değişik disiplinlerde incelemelerin yapılması sonucunda elde edilecek bilgiler, dünyanın yaratılışı konusunu da aydınlatacaktır.



Payımıza Düşen Hisse
Bilim dünyasının Nuh’un Gemisi ile ilgili yaptığı çalışmalar sadece geçmişte yaşanmış bir olgunun doğruluğunu test etme olayı değildir. Buradan elde ettiği bilgiler ile geleceğe yönelik yeni Nuh’un Gemilerini nasıl yaparız çabası içindeler. Günümüzde canlıların üzerinde yapılan genetik çalışmalardan tutun, dünya dışı gezegenlere seyahat etme çalışmalarına varıncaya kadar yapılıyor. Örneğin, Mars’ta koloni oluşturmak için yeni Nuh’un Gemisi çalışmaları yapılmaktadır. Nuh kıssasını müslümanların anlayabildiğini düşünüyor musunuz?




Kusursuzluk, alemlerin Rabbi Allah’a aittir.

Hakan KAYILI
14.09.2020





Kaynaklar:

1- Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar, Hakkı YILMAZ, sayfa 171-172, 1.nci baskı-2017

2- https://www.istiklal.com.tr/haber/nuhun-gemisi-efsanesinde-carpici-bir-rapor-ortaya-cikti/390637


3- Cem Sertesen – Erkan Kösedağ, Nuh’un Gemisi, sayfa 87


4- Cem Sertesen, Hepimiz Aynı Gemideydik, sayfa 89-104


5-https://www.youtube.com/watch?v=ve1cRWwdS7k&list=PLllO0CMqWOo-zez1CW7ggXOr6W5FEY-Wa&index=115


6-https://www.youtube.com/watch?v=IoTkguzRaCU&list=PLllO0CMqWOo-zez1CW7ggXOr6W5FEY-Wa&index=116


7- https://www.youtube.com/watch?v=J-b3-Cm1UqQ


8-https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/nuhun-gemisi-3-boyutlu-goruntulendi-/1645118


9- 5.nci Uluslararası Ağrı Dağı Ve Nuh'un Gemisi Sempozyumu 47-48. sayfa


10- https://noahsarkscans.nz/


11-https://www.ancient-origins.net/human-origins-religions/evidence-noah-s-ark-landed-mountain-17-miles-south-ararat-009725


12-http://www.angel-strike.com/sepdac/6DurupinarShapeDiscussion.html


13- https://noahsfloodnoahsark.wordpress.com/category/chapter-11-landing-location-of-noahs-ark/


14-https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/eski-turk-devletleri-turk-yurtlari-turk-topluluklari/on-turkler/nuhun-gemisi-nerede/nahcivanda-nuh-tufani/


15- Arkeolojik Sualtı Araştırmacılığına Giriş İçin Eğitim Metodolojisi, Hakan Öniz


16-http://www.angel-strike.com/sepdac/6DrogueStoneDiscussion.html


17- http://nbad.narod.ru/na_find_2.htm


18-http://angel-strike.com/sepdac/5MICHELSONArcheology.html


19-https://www.youtube.com/watch?v=2kOgEkq-BPQ&list=PLllO0CMqWOo-zez1CW7ggXOr6W5FEY-Wa&index=108


20- http://nbad.narod.ru/na_find_5.htm


21- https://truediscoveries.org/noahs-ark


22- https://www.arkdiscovery.com/noahsarkstones.htm


23-http://www.angel-strike.com/sepdac/5MICHELSONArcheology.html


24- https://anchorstone.com/noahs-ark-update-june-1-2001/


25- https://www.arkdiscovery.com/noah's_ark.htm


26- http://nbad.narod.ru/na_find_6.htm


27- http://nbad.narod.ru/na_find_3.htm


28- 1.nci Türkiye Tarihi Madenler Konferansı- Bildiriler, 3-4 Aralık 2015, Trabzon/ Türkiye


29- https://pcma.uw.edu.pl/en/2019/02/19/metsamor-2/


30-https://arkeofili.com/insanligin-gordugu-tek-buzul-cag-pleistosen-donem/


31-https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/3410/deniz-seviyesi-degisimleri-ve-nuh-tufani


32-https://www.haberler.com/izmir-ingilizlerin-nuh-tufani-heyecani-2183960-haberi/


33- https://www.hurriyet.com.tr/gundem/nuh-tufaninin-sirri-cozuldu-58351


34- https://answersingenesis.org/noahs-ark/thinking-outside-the-box/


35-https://www.smithsonianmag.com/science-nature/could-noahs-ark-float-theory-yes-180950385/


36- https://journals.le.ac.uk/ojs1/index.php/pst/article/view/2169/2073


37- https://answersingenesis.org/noahs-ark/determining-the-ark-kinds/


38-https://opentheword.org/2014/04/05/physics-says-noahs-ark-could-hold-the-animals-of-the-earth/


39- https://www.youtube.com/watch?v=82j1IqwA6P0


40-https://www.youtube.com/watch?v=IbjNX4Cgyr0&list=PLllO0CMqWOo-zez1CW7ggXOr6W5FEY-Wa&index=137&t=13s


41-https://theconversation.com/we-have-species-thanks-to-noahs-ark-19542


42- https://www.youtube.com/watch?v=lwtTwVbdZHQ


43-https://answersingenesis.org/noahs-ark/species-and-kinds-and-the-ark/


44- https://answersingenesis.org/noahs-ark/caring-for-the-animals-on-the-ark/


45- Biyoloji Campbell, 464. sayfa


46- http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/dunya/buzul_caglari.asp


47- https://arkeofili.com/neolitik-devrim-nedir/


48- https://tr.wikipedia.org/wiki/Tar%C4%B1m_devrimi


49- https://dergipark.org.tr/tr/pub/ataunigsed/issue/2557/32951



Resimler:



1- Durupınar Site






2- Nuh’un Gemisi






3- Geminin Çevresi





4- Radar Tarama Çalışmaları







4- Nuh'un Gemisinde yapılan Radar Tarama Çalışmaları







5- Nuh'un Gemisinde yapılan sondajda bulunan, Kedi Kılı






6- Gemide ayrıca, Taşlaşmış Boynuz (Petrified Antler) ve Fosilleşmiş Hayvan Dışkısı (coprolite) tespit edildi.






7- Balast-metal atığı-Laboratuvar analizleri bu malzemenin deney veya bir tür metal üretiminin atık ürünü olduğunu gösteriyor.






8- Geminin 3D Görüntüsü-Yeraltı Görüntüleme Projesi






9- Geminin 3D Görüntüsü-Yeraltı Görüntüleme Projesi







10- Geminin 3D Görüntüsü-Yeraltı Görüntüleme Projesi








11- Geminin 3D Görüntüsü-Yeraltı Görüntüleme Projesi








12- Çapa Taşı, Kazan Köyü






13a- Gemi Çapa Taşı









13b- Çapa Taşına Halatın Bağlanma Şekli








14- Çapa Taşı, Kazan Köyü







15- Solda taşlaşmış ahşap ve sağda mercan fosili. İkisi de Nuh'un Gemisinin güçlü kanıtlarıdır.







16- Radar taraması ile tespit edilerek çıkartılan Lamine Ahşap






17- Lamine Ahşap Analiz Raporu






18- Lamine Ahşap Analiz Raporu








19- Naxuan Şehir kalıntları ve Nuhun Gemisinin indiği alan






20- Naxuan Şehri Rekonstrüksiyon Çalışması, 1998







21- Naxuan Temel Kalıntısı, Profesör Bayraktutan








22- Nuh peygamberin mezar taşı








23- Gılgameş Destanında adı geçen, Cennet Duvarı - Wall of Heaven








24- Naxuan Şehri, 2015








25- Seramikli Kerpiç Duvar








26- Kerpiç Duvar








27- Taş Ocak








28- Sunak kompleksi







29- Sunak







30- Çömlek parçası







31- Stel, Nuh Tufanını betimleyen yazıt







32- Stel, Nuhun Gemisi ve kuşlar







33- Taşlaşmış metal perçin









34- Nuh’un Gemisi Rekonstrüksiyon







35- Balast- metal atığı-Laboratuvar analizleri bu malzemenin deney veya bir tür metal üretiminin atık ürünü olduğunu gösteriyor.








36- Balast-Geminin dengeli yüzmesi için kulanılan metal kalıntılar.








37- Gemide bulunan Perçinler







38- Metsamor kalesi Ermenistan









39- Büyük Tufan









40- Karadenizde Tufan

















Yorumlar - Yorum Yaz
Site Haritası
Takvim