• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Kur'an İncelemeleri

 
Site Menüsü

33Mürselat Suresi 20-24




Hatalı Çevrilen Ayetler


33Mürselat Suresi 20-24


Hatalı Çeviri:
20. (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
21, 22. İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.
23. Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
24. O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!


Doğru Çeviri:
20Biz sizi değersiz bir sudan oluşturmadık mı?
21,22Sonra onu belli bir ölçüye/vakte kadar sağlam bir yerin içinde tuttuk. 23Demek ki Bizim gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz Biz. 24O gün, yalanlayanların vay hâline!




Bu pasajda bakışlar öncekiler ile ilgili örneklerden Kıyâmet sûresi'nin son bölümünde değinilen konuya, yani insanın kendisine çevrilmiş ve insanın yaratılışı Allah'ın varlığı ve kıyâmete kanıt gösterilmiştir.

Biz sizi hakir bir sudan yaratmadık mı?

Âyette geçen, ماء مهين [mâin mehîn] ifadesi, "hakir, hor, az ve zayıf [değersiz] bir su" demek olup bununla erkeğin menisi kasdedilmiştir. Aynı ifade bir başka âyette daha geçmektedir:

8Sonra onun soyunu bir özden, basbayağı bir sudan yapmıştır. 9Sonra onu düzeltip bir biçime soktu ve onu bilgilendirdi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Sahip olduğunuz nimetlerin karşılığını ne de az ödüyorsunuz? [Secde/8]

Âyette kastedilen "meni" ile insanın hammaddesi "sperm" arasında oldukça ilginç tezatlar mevcuttur. "Sperm"ler, içinde yüzdüğü "meni"nin sadece bir kısmı olmakla beraber meninin en temel maddesidir. Yumurtayı dölleyen sperm ise, 300-400.000.000 spermden sadece birisidir. Ne var ki, bu tek sperm, hemcinsleri arasında en hızlı yüzerek hedefe en erken ulaşan spermdir. Demek oluyor ki, insanın yaratılışı, hakir bir su olarak nitelenen meni'nin ölçü bakımından hiç önemsenmeyecek bir miktarından, ama en değerli özünden olacak şekilde plânlanmıştır.

Sonra onu belli bir ölçüye/vakte kadar sağlam bir yerin içinde tuttuk.

KARÂRIN MEKÎN [SAĞLAM YER]: Gerçekten de Rabbimiz plânını öyle yapmıştır ki, hamilelik gerçekleştikten sonra doğuma kadar geçen süre içinde "zigot" ile başlayan süreç, çeşitli evrelerde ve çeşitli bölgelerde ama özel bir koruma ile devam etmektedir:

"Anne karnındaki cenin çok hassas bir varlıktır. Cenin eğer özel bir korunmaya sahip olmasaydı; sıcak, soğuk, ısı değişimleri, darbeler, annenin âni hareketleri cenine ya büyük bir zarar verecek, ya da cenini öldüreceklerdi. Annenin karnındaki üç bölge cenini tüm bu dış tehlikelere karşı korur. Bu bölgeler şunlardır:A) Karın duvarı,B) Rahîm duvarı,C) Amniyon kesesi.

Kur’ân'ın indiği 7. asırda insanların amnion kesesinden haberleri yoktu... Cenin bu üç tabakanın koruyuculuğu altında kapkaranlık bir mekânda yavaş yavaş gelişimini sürdürür.

Amniyon kesesi temiz, akışkan bir sıvı ile doludur. Bu sıvı sarsıntıları emen koruyucu bir yastık gibidir, basıncı dengeler, amniyon zarının embriyoya yapışmasını engeller ve ceninin rahim içerisinde rahatlıkla dönmesini sağlar. Eğer cenin bu sıvı sayesinde rahatlıkla hareket edemeseydi, bir et kütlesi gibi yığılıp kalacak, devamlı bir tarafı üzerinde aylarca durduğu için yaralar vücudunu saracak ve birçok komplikasyon ortaya çıkacaktı. Ceninin her tarafının eşit biçimde ısınması da önemlidir. Sıvının ısıyı eşit dağıtması sayesinde dışarıdaki sıcaklık ne olursa olsun ceninin her yanı 31°C'lik sıcaklığa sahiptir. Yaratıcımız her aşamada her şeyi en ince şekilde ayarlamış, karanlıkların içinde her ihtiyacımızı karşılamış, bedenimizi dış dünyanın tüm zararlarından korumuştur." [Kur’ân Hiç Tükenmeyen Mucize, Kur’ân Araştırmaları Grubu, İstanbul Yayınevi, 2003, s. 205.]

BELLİ ÖLÇÜ/VAKİT: Buradaki, قدر معلوم [kaderin ma‘lûm] ifadesinin anlamı, sadece insanların bildiği belli bir ölçü/vakit değildir; aynı zamanda "Allah'ın bildiği bir ölçü/vakit" anlamını da içermektedir. İnsanların hamileliğe ait bilgileri kabataslaktır ve hiç kimse bir çocuğun anne karnında kaç ay, kaç gün, kaç saat, kaç dakika, kaç saniye kalacağını, doğumun tam vaktini ve çocuğun anne karnında ulaşacağı ölçüleri bilemez. Bu özellikler Allah tarafından tayin edilmiştir, yani ölçüler O'nun tarafından konulmuştur.

Demek ki Bizim gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz Biz.
Bu âyet, kıraat farklılıkları dikkate alındığında, "Biz onu biçimlendirdik, Biz ne güzel biçim verenleriz" şeklinde anlaşılıp çevrilebilir. Konu başka âyetlerde şöyle detaylandırılmıştır:

12-16Ve andolsun ki Biz, insanı seçilmiş bir çamurdan oluşturduk. Sonra onu çok dayanıklı bir karargâhta bir nutfe yaptık. Sonra o nutfeyi bir embriyon oluşturduk. Sonra o embriyoyu bir et parçası oluşturduk. Sonra o bir et parçasını kemikler olarak oluşturdukk. Sonunda o kemiklere de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka oluşumda yeniden kurduk. İşte, oluşturanların en güzeli Allah ne cömerttir! Sonra şüphesiz sizler, bunların ardından kesinlikle öleceksiniz. Sonra şüphesiz siz, kıyâmet gününde diriltileceksiniz. [Müminûn/12-14]

5Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz, bilin ki ne olduğunuzu size ortaya koymak için, şüphesiz Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra bir embriyondan, sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından oluşturmuşuzdur. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak, sonra da olgunluk çağına erişmeniz için çıkartırız. Bununla beraber kiminiz geçmişte yaptıkları ve yapması gerekirken yapmadıklarını bir bir hatırlattırılır/öldürülür. Kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en rezil zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki sönmüştür; sonra Biz, onun üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.
6İşte bu, şüphesiz ki Allah'ın hak olması, şüphesiz sadece O'nun, ölüleri diriltmesi ve şüphesiz sadece O'nun her şeye en iyi güç yetiren olması nedeniyledir. [Hacc/5-6]

Yukarıdaki âyetler, bu hayattan sonraki hayatın varlığına açık bir delil teşkil etmektedir. Yaptıklarının hesabını sormak ve karşılığını vermek için insanı çok basit bir sudan yaratan gücün, onu yeniden yaratmasının çok kolay olduğunu vurgulayan bu pasaj şu anlamı içermektedir: "Ey kâfirler! Sizi hiç yoktan, basit bir sudan başlayarak ahsen-i takvîm olarak yaratan Allah, ölümünüzden sonra sizi daha kolay, daha zahmetsiz yaratmaya kadirdir."


O gün, yalanlayanların vay hâline!

Bu cümlenin içerdiği tehdit mesajı, konuyla ilgili diğer âyetlerin de delaletiyle şöyle açıklanabilir: "İnsanların ölümlerinden sonra dirileceklerine dair gösterdiğimiz delil ortada duruyor iken, yani onları topraktan, sonra nutfeden yarattığımız gerçeği herkes tarafından biliniyor iken, onlar [kâfirler] ölümden sonra dirilişi hâlâ yalanlamaktadırlar. Yalanladıkları o müthiş gün geldiğinde, o günün kendileri için bir felâket günü olduğunu açıkça göreceklerdir."*





*İşte Kuran, Mürselat Suresi







Yorumlar - Yorum Yaz
Site Haritası
Takvim